Herşey bir süreç değil mi?

Başlıktan da belli olacağı gibi bu bir süreç. Başı ve sonu olan. Arınmak da bir süreçtir. Bu süreçte sebat etmek, sabırlı davranmak gerekiyor.

Herşey zaten bir süreç değil mi?

Hiç bir şey bir anda öğrenilmiyor veya olmuyor.

Doğumumuzdan bugüne kadar geçen zamanı düşündüğümüz de orada da bir süreç olduğunu, belirli adımlar aşılmadan bir başka adımlara geçilmediğini hepimiz kendimizde ve aynı zaman da çocukları olan her aile de bunu tecrübe etmiştir ve ediyor. Çünkü gelişimin kendisi bir sürece bağlıdır. Rabbimiz tarafından onun için de yazılmış bir kader, taktir edilmiş bir kanun vardır. Bu kanunda anlayabildiğim kadarıyla öğrenme sürecidir.

Öğrenmenin adımları vardır. Adım adım, aşama aşama…

Arınmak da bir öğrenme sürecidir. Ne kadar hevesli, sebatkar, sabırlı olursanız o kadar o sürecin içinde oluyor insan.

Dinimiz, Hz. Muhammed’e s.a.v. 23 yıl da inmiştir. Bu da görüleceği üzere 23 yıllık bir zaman içinde inmiş ve arınarak, temizlenerek bu süreç ilerlenmiştir. Bu süreç bittiğinde Rabbimiz,

“Bugün dininizi olgunlaştırdım, size olan nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm’ı uygun gördüm. “

Maide Suresi 3ncü Ayet

demiş yani artık süreç bitti ve tamamlandı demektedir. Bu bir günde olmadı. 23 yıllık bir zaman aldı. Sebat eden, sabreden ve kurallara uyanların sonunda ödülünü aldı.

23 yıllık zamanı Rabbimizin takip ve kontrolü ile yöneten Peygamberimizde çok kontrollü götürmüştür. Gelen ayetleri 5 er 5 er dağıtmıştır. Almış olduğu ayeti hayatına geçiren, öğrenen, arınan kişi yeniden peygamberimize gidip yeni ayet grubunu alıp onu da hayatına yansıtırmış. Yani sindirerek, özümseyerek, içselleştirerek ilerlenmesini sağlamıştır. Rabbimizin emri de bu şekilde çünkü,

“Veya bunu artır ve ağır ağır Kur’an oku.”

Müzemmil Suresi 4ncü Ayet

“İnkâr edenler, “Kur’ân ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böylece yaptık ve onu tane tane okuduk.”

Furkan Suresi 32nci Ayet

Rabbimizin sözünden de ve peygamberimizin de uygulamalarında gördüğümüz üzere ağır ağır anlayarak okumamız onu anlamamız ve kalbimize yerleştirmemiz, hayatımıza aktararak ilerlememiz gerektiği sonucu çıkıyor. Buna Arapçada Tertil ile okumak deniyor. Yoksa herşeyi en iyi bilen Rabbim onu bir defa da indirirdi. O her türlü eksiklikten münezzehtir.

Oku, anla ve hayatına geçir/uygula… Oku, anla, arın/temizlen…

Zaten gelen iniş sırasına göre (nüzul) ayetleri de incelediğimizde Rabbimizin peygamberimizi ve dönemin müslümanlarını (sahabe) adım adım arındırarak ilerlediğine şahit oluyoruz. Daha ilk ayetler de Rabbimiz Peygamberimize,

“Elbiselerini temiz tut!”

Müddesir Suresi 4ncü Ayet

“Pis şeylerden uzak dur!”

Müddesir Suresi 5nci Ayet

Bu iki ayet örnek olarak verilmiş olup Kur’an’ı Kerim’i iniş (nüzul) sırasını takip ettiğimizde arınmak için temizlenmek için yapılması gerekenler zaten adım adım bizlere veriliyor.

Arınmak ve temizlenmek demiş olduğumuz şey aslında bizde olana geri dönüş yapmak. Yani biz doğduğumuz da fıtratımız gereği zaten temiz ve arınmış olarak doğmaktayız. Ama zaman içinde ki bu da kirlenme süreci dersek sanırım yanlış olmayacak, fıtratımızdan uzaklaşmaya başlıyoruz. Çünkü büyüme süreci ve onunla beraber gelen öğrenme süreci her zaman fıtrat ile aynı olmuyor. Fıtrat, gün ve gün değişiyor. İnsan ergenlik çağına geldiğinde ilk andaki fıtratı ile aynı fıtrata sahip olmuyor. Fıtratın üstü başka farklı öğrenmişlikler ile örtülmüş oluyor. İşte Kur’an’ı Kerim bize yeniden fıtratımıza dönme şansı veriyor. Çünkü Fıtratımız temiz. Hristiyanlıkta ki ,hristiyanlık dediğimiz din de İslamdır ama ismini Hristiyanlık koymuşlardır, insan temiz olarak doğmaz, günahkardır ve onun için temizlenmesi gerekir ve onun için de vaftiz olmak vardır. Ama Rabbim bize öyle birşey bildirmiyor. (buradan hristiyanların bunu uydurmuş olduğunu, böyle bir şey olmadığını da teyit etmiş oluyoruz)

“Böylece sen, bâtıl olan her şeyden arınmış olarak, yüzünü kararlı bir şekilde Allah’ın, insanları üzerinde yarattığı doğa/fıtrat kanununa/ dine çevir! Allah’ın, insanın doğasına yerleştirdiği fıtrata uygun davran ki, Allah’ın yaratmasında bir değişime meydan verilmesin. Bu, gerçek dinin amacıdır; fakat insanların çoğu bilmez.”

Rum Suresi 30ncu Ayet

Yani,

  1. Arınmak için batıl olan herşeyden yüz çevirmeliyiz,
  2. Yüzümüzü kararlı bir şekilde fıtratımıza yani Allah’ın insanı yarattığı kanuna dine çevirmeliyiz,
  3. İnsan zaten bu din ve fıtrat üzere yaratılmış,
  4. Fıtrata uygun olarak davran,
  5. Fıtrata uy veya dön ki Allah’ın yaratmasında değişme yaratmış olma,
  6. Dinin gerçek amacı fıtrat üzere yani bu din üzere kalmaktır,
  7. Fakat insanların çoğu bilmez.

Rabbimizin ayeti çok açık değil mi?

Bu süreçte en büyük şansımız ise yanımızda bize hep destek olacak olan Rabbimizin olması. Yani öğretmenimiz bizi yaratan yüceler yücesi olan Rabbimiz ve bize göndermiş olduğu hayat kitabımız, rehberimiz, yol göstericimiz Kur’an’ı Kerim. Bu konuda ısrarlı, sabırlı olduğumuz sürece Fıtrat’ımız üzere olmamız mümkün. Eğer bunu biz istersek Rabbimizin bize ne kadar güzel yollar açtığını bu süreçte göreceksiniz ve görüyoruz da.

Hepimiz toplumun ne kadar bozulduğunu, ne hale geldiğini, ahlaksızlığın alıp başını gittiğini ve hatta artık normalmiş gibi gösterilmeye başladığından ah çekiyor ve söyleniyoruz. Var mı bundan sıkıntı duymayan, söylenmeyen, toplumun bu halinin normal olduğunu söyleyecebilecek olan? Aklı selim olan, aklı çalışan hiç kimse bunu söyleyemez. Yani herkes yakınır ama kimse kendinden başlamayı, bu güzel dinimizi yaşayarak fıtrat üzere olmayı ve evlatlarını o şekilde yetiştirmeyi ister ama zor olduğunu düşünür veya düşünmesi sağlanmıştır.(Sebepleri başka ama şimdi konumuz o değil inşallah başka zaman onu da yazma fırsatım olur.) Bu çok net gözteriyor ki fıtrattan uzaklaşıldıkça başka yollara sapılmakta ve bu da fıtratı bozmakta ve Kur’an’i tabir ile Allah’ın yaratmasında bir değişime meydana gelmiş oluyor. Yani kendi elimiz ile dinimizi fıtratımızı bozmuş oluyoruz. Allah’ın yolundan sapıldıkça herşey bozulmaya mahkumdur. Diri olmak için bu yolda olmalıyız, Allah’ın yolunda onu bize gidin dediği yolda. Tabi ki bu yol düz yol değil engebeli bir yol ama sabırlı olur ve Rabbimizin desteğini alırsak bu engebeyi aşmakta Allah’ın izni ile çok kolay olacaktır. Çünkü bu yol üstünde bizi bekleyen bir şeytan / iblis var. Ama,

“De ki: “Hak geldi, bâtıl gitti; zaten bâtıl yok olup gitmeye mahkûmdur.”

İsra Suresi 81nci Ayet

Çok net değil mi?

Arınmak, temizlenmek ve fıtrata dönmek istedikten sonra Allah bizim yanımızda olacaktır. O zaman şeytan / ibliste olsa yolda Allah’ın izni ve yardımı ile biz de kendimizi koruduktan sonra yolda ilerlemeye devam edip Rabbimizin bize vaad etmiş olduğu o güzel ödüle kavuşabiliriz.

Lütfen öncelikle isteyin, sabredin ve kararlı olun. En büyük desteğimiz Rabbimiz, O da yanımızda, O bizi her an koruyan, kollayan ve bizim tövbe ederek kendisine dönmemizi bekliyor hatta bunu bizim için istiyor kendisi için de değil. Yani bu sürecin Allah’a değil bize faydası olacak.

Lütfen kararlı davranın

Lütfen sabırlı olun

Cennetten daha büyük ve güzel bir ödül var mı sizin bildiğiniz?

Allah yar ve yardımcımız olsun

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s