İyilikten maraz doğar?

Doğar mı sizce?

İki ayrı zıt kavram ile karşı karşıyayız. Bir tanesi iyilik, diğeri de kötülük.

Maraz ne demektir?

Maraz sözlükte, hastalık, sayrılık, dayanılması zor durum, dert olarak geçiyor.

Yani sözlük manasını yerine koyacak olursak “İyilikten dert doğar” demek manasına geliyor.

Peki iyilik nedir?

İyilik çok derin bir konu ki, bu konuda filozoflarda çok kafa yormuşlar. Ben o kadar derine girmeden yüzeyden devam edeceğim inşallah.

Sözlüklere baktığımızda yukarida da belirttiğim gibi felsefeye, etige kaçan yorumlar mevcut. Bu olayın derin bir konu olduğu için iyilik, bir kişi tarafından başka bir kişinin menfaatine olacak bir fayda sağlamak, yardım etmek desek sanırım yanlış olmaz.

Burada konuya başlamadan önce şu soruları sormak lazım. İyiliği niçin yapıyorsun? Niçin yapmalısın? Bu iyilikten bir beklentin var mı? Varsa kimden o beklenti? Nasıl yapılmalı?

İyilik genel bir kavram olmak ile birlikte bunu maddi ve manevi diye ayrılabiliriz. Eğer ki kişi de yanlış bir iyilik tasavvuru varsa bir beklenti ile iyiliği yapar ve karşıdakini boyunduruk altına almak ister ve kendine borçlu olduğunu düşündürür.

Bir parantez açarak şunu söylemek isterim ki, insanın kendisi Allah’ın ona yaptığı iyiliği hatırlamayıp, Allah’a olan borcunu hatırlamaz ama iyilik yaptığını düşünerek karşısındakini borçlandırdığını düşünür. Kendini bilmezlik değil de nedir bu acaba? Neyse bunu daha sonra konuşuruz inşallah.

İyilikten dert doğması için, sizin iyiliğe bakışınızın, geri dönüşü olacak bir iyilik olarak yapmış olmanız lazım. Yani sizde bozuk bir iyilik düşüncesi olması lazım. Farklı şekilde söyleyecek olursam, beklenti ile yapmış olmanız gerekir. O zaman yapmış olduğunuz iyiliği, iyilik yapmak, yardım etmek için değil bir karşılık için yapmış olursunuz ki bu da o iyiliğin kendisin de maraz olduğunu gösterir.

Marazlı iyilikten maraz doğar.

Niye marazlı derseniz, iyilik karşılık beklenilerek yapıldığında bir anlamı olmayan, anlamını yitiren bir duruma gelir.

Çünkü bu yapılan iyilikte bir beklenti işi devreye girmiştir. Ne beklentisi?İyilik yaptığınız kişiden sizin için iyi olacak her türlü şey. Bunun aksi halinde maraz olarak yorumladığımız durum ortaya çıkacaktır. Çünkü siz iyilik yaptığınız kişiyi boyunduruk altına almak, size göre kendinize karşı borçlandırmış oldunuz .

Doğrusu bu mudur?

İyilik yapan kişinin yapacağı iyiliği Allah rızası için yapmalı ve karşıdakine de bununla ilgili bir yük yüklememelidir. Aslına bakarsanız bu yükü karşıdakine değil yine kişi kendine yüklemiş oluyor. Çünkü iyilik yaptığından her türlü iyilik bekliyor. Davranışlarında, hareketlerinde onu arıyor.

Buraya kadar konuşmuş olduğumuz iyilik kavramı şimdiye kadar insanoğlu tarafından bu kavrama verilen anlamdı. Tamam ama bizler Allah yolunda ilerlediğimize göre, bize her şeyin doğrusunu öğreten Rabbimiz bize iyilik kavramını nasıl öğretiyor onu incelememiz lazım.

Kur’an’ı Kerim’e göre iyilik nedir?

Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz.

En’am Suresi 160. Ayet

Öncelikle bu ayetten iyiliğin ödülünün on kat olduğunu öğreniyoruz.

Yeryüzünde düzen sağlandıktan sonra kurulu (doğal) düzeni bozmayın. Korkuyla ve umutla O’na yalvarın. Çünkü Allah’ın ikramı, güzel davrananlara yakındır.

A’raf Suresi 56. Ayet

Korku ile ümit arasında Allah’a dua etmek iyiliktir.

Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın saatlerde namaz kıl. İyilikler kötülükleri giderir. İşte bu, Allah’ı ananlara bir öğüttür.

Hud Suresi 114. Ayet

Namaz yine Rabbimiz tarafından iyilik ile tanımlanan ve kötülükleri gideren bir ibadet.

Sabırlı ol! çünkü Allah, güzel iş yapanların ödülünü zâyi etmez.

Hud Suresi 115. Ayet

Sabırlı olmakda güzel işlerden olan iyilik kapsamına giriyor. Kendimize yaptığımız bir iyilik.

Gerçek şu ki, Allah adâleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor.

Nahl Suresi 90. Ayet

Bu ayet tam da bizim konumuza uygun bir ayet. Rabbimiz bizden hep iyi ve güzel olanı ister. İyi davranmamızı ve güzel davranmamızı ister.

İyi davranırsanız, kendinize iyi davranmış olursunuz; eğer kötü davranırsanız kendinize kötü davranmış olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı geldiğinde, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide girsinler; ele geçirdiklerini yerle bir edecek kimselerin tekrar gelmesi olağandır.

İsra Suresi 7. Ayet

Bu ayette yine konumuz ile ilişkili olup, yaptığımız iyiliğin yine bize faydası olacağını, kötü davranışında kendi kendimize kötülük yapmış olduğumuzu belirtiliyor. Yani iyilikten maraz değil kendimize iyilik doğacağını gösteren harika bir ayet.

Çünkü Rabbin, başkasına değil, yalnızca O’na kulluk etmenizi, anne babaya iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa kendilerine öf bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle!

İsra Suresi 23. Ayet

Yine bir iyilik tanımı olarak, İyilik, yalnız Allah’a kul olmak ve anne babaya iyi davranmak olarak emrediliyor. Tanım ile birlikte emirde veriliyor.

Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutunuz; tartıyı da doğru teraziyle yapınız! Böylesi, daha iyi ve sonuç olarak da daha güzel olacaktır.

İsra Suresi 35. Ayet

Yine konumuz ile alakalı bir ayet. Ölçtüğünüz zaman tam ölçmek de iyilik olarak bize bildiriliyor. Bu ayette sadece meyve, sebze tartısından başka bir çok konu da dengeli olmayı anlattığını düşünüyorum. En doğrusunu bilen Allah’tır.

Kullarıma de ki sözün en güzelini söylesinler. Çünkü Şeytan aralarını bozar. Şeytan insan için açık düşmandır.

İsra Suresi 53. Ayet

Yine konumuz ile alakalı olmakla beraber davranışın nasıl olması gerektiğini de belirtiyor. İyilikten maraz doğması için, çift yönlü iyi niyet önemli. Ama sen beklenti gibi bir niyet içine girersen ki bunu da şeytan senin düşünmeni sağlayacaktır. Sonuç belli. İyilikten maraz doğar.

Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir; yumuşak davranandır.

Bakara Suresi 263. Ayet

Bize iyilik olarak, yumuşak davranmayı, güzel söz ve bağışlamayı emreden çok güzel bir ayet. Maddi iyilik yapıp da arkasından kişiyi inciteceğine, manevi iyilik olarak güzel söz söyle, bağışla diyor. İnceliğin mükemmeliği…

Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve gönül incitmek suretiyle, yaptığınız hayırları boşa çıkarmayınız. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.

Bakara Suresi 264. Ayet

Burada bir maddi iyilik var ve Ahiret gününe inanmayan birinin yanlış iyilik tasavvurunu ve bunun sonuçlarının görmekteyiz.

İyilik, yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. İyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebîlere inanıp güvenen kişinin yaptığıdır.Böyle bir kişi, sevmesine rağmen malını, kendine yakınlığı olanlara, yetimlere, çaresizlere, yolda kalanlara, isteyenlere ve boyunduruk altındakilere verir. Namazı düzgün ve sürekli kılar ve zekâtı verir. Bunlar anlaşma yaptıkları zaman da yükümlülüklerini yerine getirirler. Baskılara, zorluklara, bir de baskın anında olacaklara karşı dirençli olurlar. Özü sözü doğru olanlar bunlardır. Allah’tan çekinerek korunanlar da bunlardır.

Bakara Suresi 177. Ayet

İşte esas iyiliğin tanımı Bakara Suresi 177. Ayette tarif ediliyor.

“Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebîlere inanıp güvenen kişinin yaptığıdır”

Ne yapar bunlar?

“Sevmesine rağmen malını,

kendine yakınlığı olanlara,

yetimlere, çaresizlere, yolda kalanlara, isteyenlere ve boyunduruk altındakilere verir.

Namazı düzgün ve sürekli kılar ve zekâtı verir.

Bunlar anlaşma yaptıkları zaman da yükümlülüklerini yerine getirirler.

Baskılara, zorluklara, bir de baskın anında olacaklara karşı dirençli olurlar.

Özü sözü doğru olanlar bunlardır.

Allah’tan çekinerek korunanlar da bunlardır.”

Rabbimim sözünün üstüne haşa söylenecek bir söz yoktur.

“İyilikten maraz doğar” sözünün, İnsandan – insana olan kısmı bu şekilde. Yani iyilik nedir iyi bilmek, maraz nedir iyi bilmek gerekir. Niyet her zaman önemli olup bu niyetinde nasıl olması gerektiği konusu Rabbimiz tarafından bize öğretiliyor zaten.

Peki, insan-Allah olarak olayı incelediğimizde olay tam da budur desek yanlış tespitte bulunmuş olmayız sanırım. Çünkü Rabbimizin bize verdiği o kadar rızka, nimete karşı yaptıklarımıza baktığımızda, ne kadar nankör ve verilenlerin değerinin farkında olmadığımızı, ne kadar az şükrettiğimizi görürüz ki o zaman bu söz yerine oturabilir.

Kendini bilmeyen insanın, kendisinin Allah’a olan borcunu unutup, hatırlamak dahi istemediği ama yaptığı iyiliği borç olarak kaydetmesi, insanın ne kadar da aciz ve kendini bilmez olmasının bir göstergesi değil midir?

O zaman bu sözü, insandan-insana kullandığı zaman, daha doğrusu bir beklenti için de olarak iyilik yaptıysa, Allah’ın rolünü çalmış olmaz mı?

İyilik yaptığı kişiden bir beklenti içine girmek, onu boyunduruk altına sokmak, onu kendisine borçlu hissetmek ve hissettirmek rol çalmak değil midir?

Bu konu ile ilgili fikirlerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim.

Başarı yalnızca Allah’ın yardımıyladır.

Övgü alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

One Comment Kendi yorumunu ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s