SEVGİ

Kurban Bayramı hasebiyle yazmış olduğum bir önceki yazıya istinaden bu yazıyı da yazma gereği duydum. Çünkü sorgulanması gereken bir konuydu.

Üzerinde çalışmış olduğum konulardan bir tanesi olmasına rağmen yazarken beni de fazlası ile dürtükleyen, silkeleyen bir konu olduğunu tekrar farkına varmış oldum.

Elhamdüllillah.

Konuyu incelerken hani derler ya sesli düşünüyorum diye, bende yazılı düşünüyor olacağım. Lütfen hatalarımı düzeltiniz.

Kendime sevgi nedir diye sordum

Güzel olana karşı duyulan beğeni, hoşlantı, ilgi duymak. Burada güzel kavramı yine farklı incelenmesi gereken bir konu. O zaman hoşlanmak, beğenmek, aşk, bağımlılık, bir kişiye veya şeye karşı ilgi duymak ondan hoşlanmak, bağlılık gibi cevaplar buldum kendimde. Sonrasında internetten derinlemesine girmeden nedir acaba diye bir google amcaya sorayım dedim. Google amca dedi ki;

TDK‘ya göre sevgi; İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu bakınız. Sevgi Kelimesi kelime anlamı olarak, karşısında bulunan kişiye karşılık beklemeden ondan hoşlanmak, ona karşı bir muhabbet hissetmek, bağlanmaktır.

Türk Dil Kurumu

Sevgi kişi, olay, hayvan, yer, bitki, durum ya da nesnelere karşı hissedilen yakınlığı ifade edebilmek için kullanılan bir kavramdır. Psikolojik yönden sevgiyi açıklayabilmek oldukça güç olmakla birlikte söylenebileceklerin oldukça fazla olması da ayrı bir zorluktur.

Psikolojik Yönü

 Hoşa giden bir şeye eğilim tutkuya dek varabilen bir ruh durumu. … Karşı cinse karşı duyulan sevgi.

Felsefeye Göre

Görüleceği üzere olayın farklı boyutları olmasına rağmen, bir başka şeye duyulan yakınlık, hoşa gidene eğilim, ondan hoşlanmak gibi manalar verilmiş. Tabi ki derine girilirse özellikle felsefe de daha bir çok farklı mana çıkacağı kesin olmasına rağmen o kadar derine girmenin bizi boğacağı kanısındayım.

Sözlükleri inceledikten sonra, bizim ana rehberimiz, yol göstericimiz Kur’an’ı Kerim bununla ilgili ne söylüyor diye merak ettim.

Kur’an’ı Kerim’de, H-B-B kavramı meallere baktığımda Sevmek, tercih etmek ve dane (hurma danesi) olarak meallendirilmiş ve 95 adet ayet var.

Bu konu da Müfredata da göz atma ihtiyacı hissettim. Müfredat da,

Yüce Allah’ın kulu muhabbeti onu nimetlerle donatması, kulun onu sevmesi ise, O’nun katından kurtuluşu istemesidir.

Müfredat, Ragıb El Isfahani, Sayfa 258, HBB Kavramı

Peki Kur’an’ı Kerim’de, Sevgi ile ilgili neler var incelememiz gerekir;

De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, kazandığınız mallar, kaybolmasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Peygamber’inden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini yerine getirinceye kadar bekleyiniz. Allah, fâsıklar topluluğunu doğru yola erdirmez.

Tevbe Suresi 24. Ayet

İncelemiş olduğum ayetler içinde en çok ilgimi çeken ayetlerden bir tanesi Tevbe Suresindeki ayet oldu. Çünkü burada amacı unutup da amaçtan bir şeylerden dolayı sapmak var.

Amacımız neydi?

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

Zariyat Suresi 56ncı Ayet

Varoluş amacımız Allah’a kulluk etmek.

Şimdi buradan ilerleyecek olursak, biz bu dünyada başı boş olmadığımıza ve bir amacımız olduğuna göre o amaca uygun hareket etmemiz gerekir.

Amacımıza yürürken bize Rabbimiz tarafından verilen şükürler olsun ki bir çok şey mevcut. Bunlarda amacımıza doğru ilerlerken bu araçlar ile ilerliyoruz. Ama bu araçların bazen araç olduğunu unutup onları amaçlaştırdığımız ve yoldan saptığımız da oluyor. Şura Suresi bize tam da bu durumu söylüyor sanki;

Size verilen her şey, geçici dünya malıdır. Allah katında bulunanlar ise daha iyi ve daha kalıcıdır. Bu ödül, iman eden ve Rabblerine dayanıp güvenenler içindir.

Şura Suresi 36. Ayet

Yani bize verilen her şey sadece geçici olan şeylerdir ve bu dünya ile alakalıdır. Bizim amacımız Allah’a kulluk olduğuna ve kurtuluşa ermek olduğuna göre bizim geçici olanla değil kalıcı olanla ilgilenmemiz icap eder.

Peki bize verilen geçici olanlar nelerdi? Bunu da Ali İmran Suresinde öğreniyoruz;

Kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş cinsinden birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığırlara ve arazilere yönelik dünyevî zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatında tadılabilir; ama mutlu son, Allah katında olanıdır.

Ali İmran Suresi 14. Ayet

Bize verilenler konusundaki ayet ile Tevbe Suresinde bir benzerlik mevcut olmakla beraber aynı benzerlik Tevbe Suresi ile Ali İmran Suresinde de mevcut. Bu benzerlikte meta (فَمَتَاعُ) kavramı. Yani geçici menfaat, dünya hayatının geçimi manalarına geliyor.

Ali İmran Suresinin 14nci ayette, tam bir tercih konusunun çizgisi mevcut. Bu ne demek derseniz, şu demek, “dünyevi zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır” kelamı bize diyor ki bak burası tam tercih yeri, yani bak senin fıtratında dünyevi zevklerin sana çekici geleceği bir taraf var ama bu çekici gördüğün kısmın sadece bu dünya için geçerli ama görmediğin diğer tarafın senin için mutlu sondur. Mutlu son bu dünya hayatında yok ona göre tercihini yap bu dünya hayatına kapılma.

Hatta Ali İmran Suresi ile Tevbe Suresini birlikte okursak bu manayı görmemiz mümkün. Bu sizi amaca götürecek olan araçları, amaç sanmayın, bunlar amaca gitmeniz için araçlardır.

Bu araçlar sizi engellemesin amacınızdan.

Şimdi bunu bizim dilimize çevirirsek, bize verilen her şey birer araçtır.

Ne için araç? Allah’a kulluk edip kurtuluşa ermemiz için araçtır. Araçları, amaç gibi görüp tanrılaştırmamamız gerekiyor. Onları tapınacak şeyler yapmamız, bizi amaçtan saptırdığı gibi büyük günaha girmemize de sebep olur.

Şu anda kendimize veya çevremize baktığımızda bunların çok fazla örneğini görmemiz mümkün.

Yine bize önceliğinizi şaşırtmayın diyor Rabbimiz. Çünkü araçlar, amaçların yerini aldığı an önceliklerimiz kaymaya başlıyor ve amacı unutup, bize amaç için verilen araçlara uymaya onlara sevgi duymaya başlıyoruz. Hatta dediğim gibi tapmaya başlıyor insan.

Amaç belli, Hedef belli, araçlar belli.

Amaca ilerlerken araçlar ile olan ilişkinde sevme, dışla demiyor, sadece dengeyi bil ve koru diyor. Bunu söyleyince aklıma Süleyman as. kıssası geldi;

Süleyman, “Rabbimi hatırlattıklarından dolayı atları severim” dedi. Gözünden kaybolana kadar onlara baktı.

Sad Suresi 32. Ayet

Burada ki at da Ali İmran Suresinde geçen metaların içinde sayılanlardan. Dolayısıyla bu ayet bize metalara olan sevgimizin ne için olması gerektiğini öğretiyor. Yani biz malı Rabbimizi bize hatırlattığı için sevmeliyiz. Sadece malı mı? Tabi ki hayır her şeyi ama her şeyi Rabbimiz için sevmeliyiz.

Bu her şeyi bize Rabbimiz lütfetti. Amaca giderken araçlarımız olsun bize yardımcı olsunlar diye.

Araçlara sevgi, aşk duymak yerine o aracı bizlere verene aşk, sevgi duymak en doğrusu olacaktır.

Kurban konusu da Tevbe Suresinde belirtildiği üzere bizi Rabbimizi, Resulumuzu ve Rabbimiz için cihad etmekten alıkoyacak, sevgi ile sarıldığımız her şeyi kapsıyor.

Kulluk ettiğimize, kulluğumuzun borcu olanı yapmamız, ona itaat etmemiz gerekirdi. Önceliğimiz her zaman O olmalı ve hayatımızı O’na göre şekillendirmeliyiz.

Geçici olana değil, kalıcı olana dikkat etmeliyiz ki bu Rabbimizin bize emirleridir.

Önceliğimiz dünyevileştirenler değil, cennetleştirenler olmalı,

Her zaman olduğu gibi yine tercih bizim. Rabbimizin bize verdiği mükemmel nimetlerden birtanesi de bu tercih edebilmek, irade edebilmek.

Tercih senin diyor Rabbimiz, ister Kurban et ister etme.

Sen dünyevileş ve olayı koyun, dana, inek, deve kesmek olarak algıla ama Allah’a yaklaşmak için bir şey yapma.

Evet her şey yani dünya çok renkli, çok heyecan dolu, çok hareketli ama bu akıma kapılınca o akımın sürüklediği yere gidiyoruz. Aynı Susanna Tamaro’nun kitabının ismi gibi Yüreğinin götürdüğü yere git.

Yüreğinin götürdüğü yer eğer ki Zariyat suresindeki amaç ile aynıysa zaten yüreğin doğruyu sana söylüyor demektir durma devam et. Ama yüreğin yanlış yola saptın deyip sana sinyal verdiğinde yine aynı amaca yönelmek kaydıyla. Doğrusu yürek insana doğruyu da yanlışı da belli eder. Kişi kendini o kadar iyi tanıyorsa anlayacaktır.

Bu çalışma ilk başta da dediğim gibi yüksek sesle düşünüyorum denilen şeyin yazılı düşünüyorum şeklinde aktarılmasıydı. Hatam varsa lütfen öncelikle beni affedin ve sonra da düzeltin. Çünkü bu konuda hala yazılması gereken ve eksik olan şeyler var gibi bir his mevcut içimde.

Şimdiden paylaşımlarınız ve geri dönüşleriniz için teşekkür ederim. Allah cümlemizden razı olur inşallah.

En doğrusunu bilen Rabbimizdir.

Başarı yalnızca Allah’tandır.

ÖVGÜ ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH’A MAHSUSTUR.

4 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Ayşe Sezen dedi ki:

    Yüreğinize kaleminize sağlık Tolga bey.
    Sevgi konusu beni de hep meşgul etmiştir. Siz çok doğru ifade etmişsiniz; sevdiğimiz şeyler araç olmalı, amaç değil. Yani sevgimiz bizi Allah’a götürüyorsa sorun yok. Ama orada o kadar ince bir çizgi var ki; sevgi… çok kolay sevdiğimizi, ama insan olsun ama nesne olsun, farkında olmadan Allah’a olan sevgimizin önüne geçirebiliyoruz. Severken neyi nasıl sevdiğimize dikkat etmezsek, o sevdiğimizle sınanıyoruz. Neden? Çünkü Allah’a olan sevgimizin önüne geçirmişizdir de ondan.
    Rabbim ilminizi ve bilginizi artırsın. Elinize sağlık.

    Liked by 1 kişi

    1. tolga babaoglan dedi ki:

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim Ayse Hanim. Allah razı olsun ve razi olduklarından olmamızı nasip etsin inşallah.

      Beğen

  2. Fatma Narin dedi ki:

    Sevgi insani yönümüzün vazgeçilmez bir parçası ve çok önemli bir duygu. Zira sevmesek çoğu zorluklara katlanamazdık, muhabbet, meveddet olmasa bize körüklüyen dayanma gücü eksik kaldırdı.İşte bu gücü nasıl kullandığımızdır bizi asıl insan yapan veya insanlıktan çıkaran şey.
    Sevgide aşırılık; tutku ve bağımlılığı beraberinde getiriyor. Ve biz bağlandıkça daha çok istedikçe bizi malesef bağlandığımız metaa’ya kul ediyor. Ve insan o zaman insanlık tan çıkıyor. Zira biz yalnızca Allah’a kul olmalı onu öncelemeli ve sevgimizde de onu en çok hak eden Vedud olanı sevmeliyiz. Dediğiniz gibi amaçlarımızın kulu olursak yolumuzdan saparız.
    Dünya malının bize çekici gösterilmesiyle alakalı şöyle düşünüyorum ; çekicilik bize zulüm olsun diye verilmiş olamaz. Zira çekici bir güç olmasa insanoğlunda çalışma gibi bir istek oluşamazdı. Fakat bu gücede kendimizi kaptırırsak o zaman kimin Rab olduğunu unutuyoruz. Çünkü insanoğlu hakikaten nankör.
    En doğrusunu Rabbimiz bilir. Bunlarda benim düşüncelerim. Herhangi bilimsel yada felsefik bir dayanağı yok. Çürütüledebilir.
    Velhasıl kaleminize sağlık. Yazdığınız yazı, bunları düşünme imkanı sağlattı. Allah razı olsun ☺️

    Liked by 1 kişi

    1. tolga babaoglan dedi ki:

      Bu güzel düşüncenin neresi çurutulebilir ki. Çok güzel söylediniz. Dogrusunu Rabbimiz bilir tabi ki. Ne güzel ki düşündürebilme şansım oldu elhamdülillah. Allah razi olsun

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s