Sakız

Bugun sabahleyin yaşadığım bir olay,

Sabah çocuklar çantamda sakız olduğunu görünce “baba bize de verir misin” dediler.

Tabi ki bende aldim birer tane onlara verdim.

Başladılar çiğnemeye,

Daha bir dakika bile olmadan bir tanesi geldi dedi ki “baba tadı bitince ne yapalım bunu”

“Tadı bitince ne yapalim”, size neyi hatırlatıyor bilmiyorum ama bana bir an, 1. çocuk bu yaşta hızlı tüketmeyi ögreniyor, 2. hazzın nasıl geçici bir şey olduğunu fark ettirdi.

Tadı bitince ne yapayım bunu… O tat dediğin ne kadar sürelik bir tat peki? Bir sakız için 15dk olsun, başka bir şey için yarım saat olsun. Yani ne olursa olsun geçici olduğunu anlatıyor.

Aynı bu geçici dünya hayatı gibi.

Çocuklar bizden çok şey öğreniyor. Her şeyi bir kopya makinası gibi kapıyor. Ama bize de o kadar çok şey öğretiyorlar ki. Biraz onları izleme şansımız olursa ve dinlerseniz bunun farkına varırsınız.

Burada konunun bir tanesi çocuklar olmakla beraber bu başlı başına bir konu ama benim burada değinmek istediğim konu ise haz.

Haz nedir, nasıldıra girmek istemiyorum şu anda. Sadece şunu söylemek isterim ki haz, bir anlık veya çok çok kısa sürelik nefsini tatmin etme hissi…

Tatmin olduğu zamanda geçip biten, giden bir his olmakla birlikte yapılan şey doğruysa işte bir zararı olmayıp, yapılan şey yanlış ise ve inançlı bir kişiyseniz içinize sıkıntı verecek bir his.

Haz alma hissi hemen hemen her şeyde var.

İktisatta, marjinal fayda diye bir terim vardır ve aklıma bu haz konusu her geldiğinde onu hatırlarım.

Nedir bu marjinal fayda, insanların ihtiyacları icin gerekli olan mal ve hizmetin tüketilmesi ve ihtiyacın karşılanması ile alakalı olup her şey için geçerli olan ve doyuma ulaşana kadar yükseliş yapıp doyuma ulaştıktan sonra aşağıya doğru harekete geçeceğini gösteren bir de eğrisi var bunun.

Zaten şekilden de belli olduğu gibi marjinal faydaya ulaşdıkdan sonra düşüşe geçiyor eğri.

Aynen oğlumun sorduğu gibi “baba tadı bitince ne yapayım” dediği yer tam tepe noktasının olduğu yer. Orası artık faydanın- hazzın bittiği ve sakızın çöpe, diğerlerinin de tabir yerindeyse yüzüne bakılmayacağı aşama.

Kendize bakın lütfen. Bir şeye olan ilgi ve alakanız, o şeyi elde edip ondan faydayı sağlayıncaya kadar değil mi? Ondan sonra heves kalıyor mu? Kalmıyor. Çünkü tatmin olmuş oluyor. Haz bitiyor ve geçiyor değil mi?

Bunun burasında aslına bakılırsa bir de tüketim çılgınlığı ile alakalı bir boyut var ama bu da ayrı bir konu olmakla beraber şimdi ona da girmek istemiyorum.

Olayın ilginç yanı da işte bu dünya hayatının da tam da böyle olduğunu belirtiyor Rabbimiz.

Rabbimiz de Dünya hayatı için şu tanımı bize öğretiyor:

Dünya hayatının durumu, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, insanların ve hayvanların yiyecekleri olan yeryüzü bitkileri, o su sayesinde gürleşip birbirine girer. Nihayet yeryüzü ziynetini takınıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, bir gece veya gündüz, ona emrimiz gelir de, yeryüzünü sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden koparılarak biçilmiş bir hale getiririz. İşte, iyi düşünecek kavimler için âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.

Yunus Suresi 24. ayet

Biliniz ki dünya hayatı gerçekte oyun, eğlence, süs, aranızda soy sopla övünme, mal ve çocukların çokluğu ile böbürlenmeden ibarettir. Onun durumu, bitirdiği bitkilerin çiftçileri hayran bıraktığı bir yağmur gibidir. Ardından o bitkiler kurur, sen onları sapsarı olmuş görürsün. Sonra bunlar çerçöpe dönüşürler. Âhirette şiddetli bir azap ile, Allah’ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı geçici ve yanıltıcı bir şeyden başkası değildir.

Hadid Suresi 20. ayet

Sen o geçici dünyalık için sevinirsin ama bir de bakmışsın ki gidivermiş veya bitivermiş. O haz dediğin şey bitivermiş.

İşte çok ilginç olan kısım şu ki, Rabbimiz bize bunu söylemesine rağmen öğüt vermesine rağmen biz hala bu ufak hazların peşine düşüyoruz. Onlardan bir şeyler bekliyoruz. Bekletimiz ise haz.

Bugün uzun zamandır konuşmadığım bir arkadaşım ile bir sebepten dolayı konuşuyordum ve bana dedi ki ” Tolga hiç bir şeyin tadı tuzu kalmadı” ben kendisine halimize şükretmemiz gerektiğini söyledim ama sonrasında, niye hiç bir şeyin tadı tuzu kalmaz diye düşündüğüm de aklıma tadı tuzu nerede arıyorduk da kalmadı acaba diye geldi.

Arayış içinde olduğumuz kesin, ama Rabbimizin dışında ve ahiret ile ilgili olan dışında aradığımız her şey bittiği zaman bize bir boşluk hissi ve hatta tadsızlık tuzsukluk hissi verecektir. Çünkü biz kendimizi sonlu şeyler ile tatmin etmeye çalışıyoruz.

Sabah akşam Rabblerine O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sabret! Dünya hayatının süsünü arayarak gözlerini onlardan ayırma! Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme!

Kehf Suresi 28. Ayet

Kendimizi bu sonlu şeyler ile değil de sonsuz olan şeyler ile tatmin etmeye çalıştığımız zaman çoğu şeyin değişeceği kanısındayım.

“Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı geçici bir eğlencedir; ama âhiret, gerçekten kalınacak yurttur.”

Mü’min Suresi 39. Ayet

Kendimizi bağladığımız bu geçici hayattan, kalıcı olana geçme zamanımız geldi de geçti. Ayarlarımızı her gün yeniden kontrol etmeliyiz. Yoksa tadı tuzu da olmaz, bitirince ne yapayım diye düşünürüz de.

Allah’a emanet olun.

Başarı yalnız Allah’ın yardımıyladır.

Övgü yalnızca alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Fatma Narin dedi ki:

    Ne kadar güzel anlamışsınız.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s