SPINOZA VE ALLAH

Spinoza ile ilgili bir şeyler okurken aşağıdaki alıntıya rastgeldim ve sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü çıkarımları önemli ve bana hatırlattığı ayetler var. Belki ayetlerin tefsiri demek yanlış olabilir ama ayetin felsefik bir yorumu dersek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Alıntıların sonunda paylaşmış olduğum renkli yazılar bana aittir.

Spinoza, tözü kendi başına var olan ve kendisiyle tasarlanan, yani kendisini teşkil edecek hiçbir fikrin yardımı olmaksızın hakkında fikir edindiğimiz şey olarak tanımlamaktadır. Tözün tanımından, mantıksal olarak şu sonuçlar çıkarılabilir:

  1. Töz kendi kendisinin nedenidir, yoksa kendinden başka bir nedenle var olur ve töz olmazdı
  2. Töz sonsuzdur, eğer sonlu olsaydı kendisini sınırlayacak olan ve dolayısıyla kendilerine tabi bulunacağı başka tözlerle ilişkide olurdu. Sonluluk, sınırlı olmayı ifade ettiğinden, tözün sınırlı olmadığını onun sonsuz olması ortaya koyar.
  3. Töz bir tanedir. Çünkü eğer iki töz olsaydı bunlar birbirlerini sınırlar ve bağımsız olmaz, yani töz olmazlardı. Bu yüzden, hiçbir şeye tabi olmayan ve her şeyin kendisine tabi olduğu bir tek töz vardır.

O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.

İhlas Suresi 3. Ayet

Spinoza’nın felsefesinde, Descartes’ın aksine, iki değil tek töz vardır ve bu töz sonsuzdur. Spinoza’ya göre bu tanımlara uyan tek bir varlık vardır, o da “Tanrı”dır.

Şimdi iki tane töz olduğunu varsayalım. Eğer durum böyleyse, onların özsel doğaları hakkında bir açıklama sağlamak için, onların nasıl bağlantılı olduklarını (ya da olmadıklarını) açıklamak zorundayız. Ancak böyle bir açıklamayı yapmak için, her tözün özsel özelliklerinin ötesine bakmamız gerekir; ama bu durumda da söz konusu nesneler artık töz olmayacaklardır (çünkü baştaki tanıma göre, bir nesneyi töz olarak nitelendirmek için, onun kendine yeter olması, kendiliğinden ve kendisiyle kavranması gerekir). Spinoza’nın baştaki öncüllerinden şu sonuç çıkmaktadır: Yalnızca bir tek töz vardır; bu töz bağımsız, değişmez, sonsuz, nedeni kendinde ve zorunlu olarak ve ebediyen var olması gerekendir.

Descartes ve Spinoza Felsefesinde Ruh-Beden İlişkisi (E. Tarhan Yüksek Tez Çalışması)

Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır.

Enbiya Suresi 22. Ayet

Tanrı, var olan her şeyi kapsayan bir varlıktır, o olmaksızın hiçbir şey var olamaz ve tasarlanamaz.Tanrı mutlak anlamda ilk nedendir ve aynı zamanda etkindir. Buradan sonuç olarak, her şeyi Tanrı’nın tasarlayıp ortaya koyduğu, onun iradesi dışında hiçbir şeyin olmayacağı sonucu çıkarılabilir.

ALLAH -ki O’ndan başka ilâh yoktur-,mutlak diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağıdır; ne gaflet basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde olan her şey O’nundur: O’nun izni olmaksızın katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? O, kullarının önünde-açıkta olan şeyleri de, ardında-gizli olan şeyleri de bilir; oysa onlar, O dilemedikçe O’nun ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun sonsuz kudret ve otoritesi gökleri ve yeri kaplamıştır; üstelik onları görüp gözetmek O’na güç gelmez: zira yüce ve azametli olan yalnızca O’dur.

Bakara Suresi 255. Ayet

Tanrı, her şeyin biricik nedenidir ancak aşkın bir neden değil, içkin bir nedendir. İçkin bir neden olarak Tanrı, kendi kendisini gerçekleştirendir. Kendi özünden bütün her şeyi zorunlu bir sonuç olarak çıkarır.

O kendisinde olan her şeyin nedenidir, onun tüm sıfatları ve özü ezelidir, onun dışında hiçbir şey yoktur, yani Tanrı dışında kendiliğinden var olan hiçbir şey yoktur.

EN güzel nitelikleri ve tüm mükemmellikler(i ifade eden Esma-i Hüsna) Allah’a mahsustur. Artık O’nu onlarla anın ve O’nun isimleri konusunda haktan sapan kimseleri kendi haline terk edin! Onlar, zamanı gelince yaptıklarından dolayı cezalandırılacaklardır.

Araf Suresi 180. Ayet

Spinoza metafiziğine bakıldığında, tek töz olan Tanrı’nın sonsuz sayıda öz niteliği vardır; bu öz nitelikler sonsuz sayıda olsalar da birliği bozmamaktadır, onlar sadece bu tek tözün çeşitli yönleridir. Bu sonsuz öz nitelik, bazen yer kaplama kipleri ya da fiziksel kipler olarak, bazen de düşünce kipleri ya da zihinsel kipler olarak kavranabilmektedir. İnsan aklı, Tanrı’nın sonsuz sayıda öz niteliklerinden yalnızca bu iki tanesini bilebilme güç ve kapasitesine sahiptir.

Gözler O’nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.

Enam Suresi 103. Ayet

Nitekim biz, bu iki öznitelik sayesinde, Tanrı’nın özünü bazen maddi dünyada yani uzamsal olarak, bazen de düşünce dünyasında kendini açığa çıkarmış olarak görürüz. Böylece Tanrı’nın söz konusu iki öz niteliği, onun özünü ve faaliyetlerini ifade etmenin iki farklı yolu gibidir.

Spinoza’ya göre, öznitelik olarak ruh ve beden ikiliği kabul edilmekle birlikte, bu ikisi arasında bir paralellik vardır. Yani bu ikisi tamamen birbirinden ayrı tözler olmayıp, bir ve aynı gerçekliğin, yani Tanrı’nın öznitelikleridir.

Bu yüzden Spinoza’ya göre tek bir töz vardır. Töz kendi cinsinden üstün olarak mükemmeldir ve doğası gereği sonsuzdur. Tözün öz niteliklerinden her biri görece sonsuzdur. Töz, mutlak olarak sonsuzdur. Şu anlamda ki onun dışında hiçbir şey yoktur, sıfat ise ancak kendi cinsinde sonsuzdur. Yer kaplama, yer kaplama olarak, düşünce de düşünce olarak sonsuzdur. Ama ne yer kaplama ne de düşünce mutlak olarak sonsuzdur. Çünkü tözün bizim bilmediğimiz sıfatlarını hesaba katmasak bile, yer kaplamanın yanında düşünce, düşüncenin yanında yer kaplama vardır.Töze bakıldığında ise o, var olan şeylerin bütünüdür.

Tanrı’nın Öz Nitelikleri ve İnsan

İnsan ruh ve bedenden oluşan bir varlıktır. Tözün kiplerinden oluşan insan, ruh ve bedenden bir araya gelmiş bir varlıktır. İnsan, ruh ve bedenden oluşan bir varlık olduğu için tözün kipidir.

İnsan ruh ve bedenden oluşmuş, Tanrı tarafından belirlenmiş bir varlıktır. İnsanın belirlenmiş olmasını şu şekilde açıklamak mümkündür: İnsan, tanrısal özün parçasıdır ve zorunluluktan varlığa gelmiş, belirlenen bir varlıktır. İnsan bedeni birleşik bir varlıktır. İnsan, ruhu ile algılar; bedeni ile etkilenir. İnsan bedeni dışsal şeylerden etkilenir ve etkilenen bedene olan her şeyi ruh algılar. Çünkü ruh algılamaya beden ise etkilenmeye yatkındır.

İnsanı, en güzel donanımda yaratırız.

Tin Suresi 4. Ayet

Spinoza’da ruh ve beden birbirine muhtaçtır. Ruhun tek başına düşünmesi olanaksızdır. Çünkü ruhun düşünmesi için bedenin dışsal şeylerden etkilenmesi gerekmektedir. Ruhun nesnesi, bedendir. Ancak bu, ruhun gücü olduğu anlamına gelmez. Çünkü ruh algılamak için bedenin etkilenimlerine ihtiyaç duyar. Spinoza felsefesinde ruh ve beden arasındaki bu birlik paralellik ile açıklandığında buradan çıkan sonuç, bu iki yüklemin birleşirken aynı kaldıklarıdır. Bedenin etkilenimleri olmadan ruh kendini bilememektedir. Aynı şekilde algılayan ruh olmadan beden kendini bilememektedir. Ruh bedeni sadece etkilendiği sürece bilebilir. İnsanda, ruh düşünmeyi beden ise yer kaplamayı ifade etmektedir. Bu iki yüklem ile oluşan insan, hem düşünen hem de yer kaplayan bir varlık olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnsanın özü Tanrı’nın bir değişkisidir. Öyle ki insan, özü gereği Tanrı’nın bir parçasıdır. Ancak Tanrı, insanın özüne ait bir varlık değildir. İnsan, oluştuğu yüklemlerden dolayı Tanrının bir parçasıdır.

Spinoza’nın ruh ve bedenin birlikteliğini nasıl sağladığı sorusuna bakarsak, onların bir arada olmasının, yani birlikteliğinin koşulu, birbirlerini etkilemeleridir. İnsan bedeni, dışsal şeylerden etkilenmekte, ruh ise bu etkilenimleri algılamaktadır. Buradan hareketle beden etkilenir, ruh algılar demek mümkündür. Spinoza’da ruhun bedene, bedenin de ruha bir üstünlüğü söz konusu değildir. İnsan, ruh ve bedenden oluşmuş birleşik bir varlıktır; ruh ve beden bir ve aynı yoldadır. Bu etkilemenin nedeni ise Spinoza’ya göre Tanrı’dır, yani ruh ve bedenin birlikteliğini Tanrı sağlamaktadır.

Özetle; Spinoza, Descartes gibi tözü ikiye ayırmamış, tek bir töz olduğunu söyleyerek bu tözün yalnızca Tanrı olabileceğini dile getirmiştir. Ruh ve bedenden oluşan insan ise Tanrı’nın öz niteliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Ruh ve beden birbirini etkilemektedir, bu yolla birliktelikleri sağlanmaktadır.

Not: Alıntıyı evrimagaci.org sitesinden yaptım.

Başarı yalnızca Allah’ın yardımıyladır.

Övgü alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Fatma Narin dedi ki:

    ALLAH razı olsun.Ruh ve bedene ait açıklamalar çok etkileyiciydi.Ruh ve bedenin bir bütün olduğunu biri olmadan diğerinin olmadığını zaten ölüm gerçeğiyle de anlıyoruz.
    Acı ,ızdırap, sevinç, neşe gibi duyguların yanında hastalık,yaralanma vs.gibi bedeni doğrudan etkileyen rahatsızlıklar acı hissettiriyor. Beyin sinyalleriyle bunu hissediyoruz. Belki ağrı vs. sebebiyle duygusal olarak üzüntü ve ağlamayı da beraberinde getirince ruhumuzu etkiliyordur.
    Şu ayette yazıyı okurken aklıma geldi :
    Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! secde 9

    Liked by 1 kişi

    1. tolga babaoglan dedi ki:

      Bu güzel yorum için Allah sizden razı olsun.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s