Öğüt almaz mısınız?

Öğüt almak herhalde insanoğlunun en zorlandığı şey olsa gerek.

Öğüt vermek hoşumuza gider ama öğüt almaktan pek hoşlanmayız. Oysaki insanoğlu almayı sever vermeyi değil ama bunda tam tersi.

Kendimizi bildik bileli annemiz, babamız, yakınlarımızdan hep bize bir şey olmasın diye, bize zarar gelmemesi adına bunu yap şunu yapma, buna dikkat et, şuraya git buraya gitme, böyle davran şu çok ayıp gibi çok öğüt – nasihat duymuşuzdur. Bunlarına çoğuna olumlu reaksiyon verdik çoğunun da zıttını yaptık. Zıttını yaptıklarımız da başımıza kötü bir şey gelince, başımızı önümüze eğdik ve büyüklerimiz bazen sadece bir bakış attı (ben sana demiştim anlamında), bazen bunu direk açıktan dile getirdi, bazıları küstü konuşmadı, bazıları sen yaptın cezasını sen çek dedi.

Yani verilen öğüt, bizi olabilecek olumsuzluklardan korumak için söylenmişti ama biz yaşımız itibariyle anlayamadık veya anladıklarımızı da işimize gelmediği için oralı olmadık. Tamam tamam deyip geçiştirdik.

Farklı olan var mı?

Hatta psikolojinin gelişmesi ile olayın boyutu şimdi, öğüt -nasihat vermek yerine siz örnek olun, siz rol model olun çocuklar sizden öğrensinler nasıl olması gerektiğini deniyor. Doğrusu bu olabilir.

Dedim ya bunu belki zamanında algılamamız, anlayabilmemiz biraz zordu. Şimdi yaşlarımız biraz daha ilerleyince olaylara bakış şeklimizde değiştiği için hem anlayışlar, algılar değişti hem de şimdi öğüt alan değil veren durumuna geçtik tabi öğüt almaya devam ederken.

Peki bizim algımız değişti de her şey değişti mi acaba? Biz büyüdük belki de beynimiz de algımız da büyüdü mü yoksa o hala aynı algıya – anlayışa mı sahip acaba? Hala algılayamadığımız şeyler yok mu acaba? Gerçi burada algılayamadığımız cümlesi bunun için yanlış anlayamadığımız, anlamak istemediğimiz, öğüt almadığımız şeyler demek daha doğru olacak.

Nedir bu öğüt denen ki almayız?

İyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi?

Yoksa baktığımız acıya göre değişir mi?

Öğüt nedir?

Ne için öğüt verilir? Ne için öğüt alınmalıdır?

Öğütün sözlüksel anlamına baktığımız zaman da aynı şeyi bulacağımızı düşündüğüm için ona bakmadan, kendi tecrübemize ve bilgimize göre sevdiğimiz kişilerin zarar görmemesi için ona ne yapması veya ne yapmaması gerektiği konusunda söylenen sözler, anlatılan olaylar demek yanlış olmasa gerek.

Yani burada öğüt veren değil de alan kişi olarak düşünürsek, bu bizim için faydalı, bizim başımıza gelebilecek zararı minimize etmek için veya tamamen korunmak için başkalarının tecrübesinden faydalanmak güzel ve iyi bi şey ve sevildiğini, düşünüldüğünü hissettiren tam da insanın ihtiyacı olan bir durum. O zaman bunda bir kötülük yok. Önemli olan benim zarar görmemem.

Çünkü ben bildiğimi yaparsam belli ki sıkıntı yaşayacağım.

Demek ki öğüt dinlemek güzel ve iyi bir şey, sıkıntıya düşmemem ve zarar görmemem adına.

Peki almasam ne olur bu öğüdü? Dinlemeyim ve bildiğimi yapsam ne olur? Hem onlara ne ki bana hikaye anlatıyorlar, bu hayat benim hayatım istediğimi yaparım da yaşarım da öyle değil mi?

Ben artık öğüt dinleyecek yaşı geçtim. Aklım eriyor, kafam çalışıyor. Kendim yaşar ve görürüm ne olacaksa iyisi ile kötüsü ile. Kimseyi ilgilendirmez benim ne yaşadığım ve yaşayacağım. Diyenler de vardır ve olacaktır da. Hayat onun hayatı doğrudur ve kimsenin de karışmaya hakkı yok.

Ama biz insan olarak bir iyilik yapma görevimiz var. Ben söylerim gerisi ona kalmış.

Şimdi söyleyeceklerim ise öğüt alabilme kapasitesi olanlara ki bu öğütler bizzat bizi yaratandan gelen öğütler.

Yani bunlar ne tecrübe ne de yaşanmışlık, direk bizleri ve her şeyi yaratan Rabbimizden bizlere ki kendimizi koruyabilelim diye. Tedbirimizi alıp o şekilde davranalım diye. Sadece kendisine kul olalım da o şekilde doğru yolu bulabilelim diye. Sevildiğimizin, düşünüldüğümüzün anlamı olarak.

Peki ne kadarımız bunun farkındayız ki?

Sevildiğimizi, düşünüldüğümüzü hissettiren kişilerin ve şeylerin hayal olduğunu, bizi sadece aldattıklarını, kandırdıklarını öğrendiğimizde her şey için çok geç olacak.

Hatırlasana İblis, Hz. Adem’e ne yapmıştı da kandırmıştı!

Ki İblisin bizim açık düşmanımız olduğunu Rabbimiz bize öğretmesine rağmen, bizi iblis ve onun gibiler aldatmıyor mı hala?

Biliyorsunuz değil mi Ahiret günü bizleri tanımayacak o iblis ve onun gibi olanlar ve yaptıklarımız ile baş başa kalacağız. Keşke dinleseydik, keşke şöyle yapsaydıklar bizi kurtarmayacak. Hatta bunu Allah’a teklif eden bile olacak ama artık her şey için çok geç olacak.

Bana şey diyorsunuz sanki, sen gittin de geldin galiba da öyle konuşuyorsun veya gidip gören varda mı anlattı sana bunları da sen de anlatıyorsun. Giden gelen var mı bilmiyorum ama bunları beni ve bizleri yaratan, tek güvendiğim Rabbimiz söylüyor. Giden gelen bekleme çünkü giden gelmez, gittiğin zaman da zaten gelişin olmayacak. Bunu da Rabbim söyledi.

Benden değil Rabbimizden ve onun bize göndermiş olduğu Kur’an’ımızdan ister öğüt al, hayatını düzelt veya düzeltme, karar senin kararın beni ilgilendirmez ama aç bir ayeti oku, düşün, taşın ve yine kendin karar ver. Ben bu konu da yine söyleyeceğim ve yine yazacağım. Çünkü bende senin iyiliğini düşünüyorum düşünmek zorundayım.

Başarı yalnız Allah’ın yardımıyladır.

HAMD ALEMLERİ RABBİ OLAN ALLAH’A MAHSUSTUR.

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. Vesile Yanık dedi ki:

    Çok güzel izah etmişsiniz. Elinize sağlık.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s