Müslümanız tabi ki de…

İman ettik mi? Müslüman mısınız?

Elhamdülillah dediniz değil mi?

Peki tekrar sorayım size, siz de kendinize derinden bir sorun isterseniz,

İman ettik mi? Müslüman mısınız?

İman ettik tabi ki derken?

Bir de Rabbimizin şu ayetinden bir bakin bakalım iman ettik mi etmedik mi?

Ne düşünüyorsunuz?

Yani bu iman sözde değil, icraatta, kendini gösterecek bir imandan bahsediyor.

Yani iman ettik deyip yine bildiğini okuduğun zaman iman ettik kelimesi lafta kalan ve başka bir anlam ifade etmeyen bir anlam oluşturmuyor mu?

Oysa Rabbimizin İman edenler dedikleri acaba biz miyiz? Yoksa başkasından mı bahsediyor? Üstümüze niye alalım ki değil mi… Biz nasıl olsa iman ettik, etmeyenler mi düşünsün dersiniz?

O kadar çok insan var ki bu şekilde olan. Yani Rabbimiz bunu Kuranda 1400 yıl önce uyarıyor bizleri ama şu anda da ayni değil mi? Aslına bakarsanız bu da Kur’an’ın tarihsel olmadığının bir ispati aynı zamanda veya bir argümanı diyebiliriz. Neyse konumuz bu değil…

O kadar çok insan var derken ne demek istiyorum derseniz, dıştan baktığınız da kılık kıyafet iman etmiş gösteriyor ama içi, içler acısı karanlık içinde. Hiç bir ayet daha ona inmemiş.

Her şey sadece laf da kalmış başka bir şey yok.

Olayın en kötü yani da bu insanların Müslümanları temsil ediyor olması ve görenlerin bu insanların üstünden Müslümanları değerlendirmesi ve bunları iman etmiş sayması. Bunların hepsine tabi ki hepsine bir şey söylemek uygun değil ama bir de o diğer kısım var.

Sizi bilmiyorum da çoğunlukta hep olumsuz izlenim var.

Sebep nedir peki sizce?

Bence iman ettik deyip de iman etmemiş, Kur’an’a uyuyormuş gibi gözüküp, Kur’an ile alakası olmayan bir hayat süren, davrananlar yüzünden. Yani bunun sebebi yine biziz.

İman ettik deyip kötülüğe devam ediyoruz. Nefsimize, heva ve heveslerimize uymaya devam edip aynı zamanda utanıp, sıkılmadan İman ettik diyoruz. Yani bir kucakta iki karpuzu taşımaya çalışıyoruz. Aynen Ankebut Suresinde Rabbimizin bildirdiği gibi.

Peki ne olması lazımdı?

Kur’an bize inerse ve bizim kadir gecemiz de olursa, kendimizi geliştirmeye başlarsak, arındırmaya başlarsak çok şey olur. Bir çok şey değişir.

Kadir gecesini boş yere anlamsız kutlayacağına, anlayarak yaşarsan sana da Kadir olur çevrene de… Ama onu da ayni iman ettik dediğimiz gibi yaptığımız için o da lafta, icraatta bir şey yok.

Eğer ki iman ettim diyorsan ve cidden iman etmişsen kendini arındırmak için Allah’a samimi bir tövbe edip, öz eleştiri ile işe başlayabilirsin.

Eleştirilmenin her türlüsüne antipatimiz var bizim insanoğlu olarak. Eleştiriyi çekemediğimiz için öz eleştiriyi hiç yapamayız. Çünkü benliğimize zor gelir kendimize kendi hatalarımızı söylemek. Ama başkalarına karşı öyle değilizdir. Bu konuda dışarıya karşı aşırı bonkörüzdür. Rahatça ve hiç düşünmeden eleştiririz, yargılarız. Ama hiç aklımıza gelmez ki biz iman etmiştik. Hatta Rabbimizin Hucurat Suresinde söyledikleri aklımıza bile gelmez.

İman ettiğimiz ve bu ayet aklımıza gelse hemen vazgeçmemiz gerekir. Bu ayetle beraber;

Yine Fatır Suresinin 6ncı Ayeti aklımıza geldiğinde bizim aramızı bozanın şeytan olduğunu bilir ve ona göre hareket ederiz. Ama bunun içinde ayetleri bilmek, anlamak, ona göre amel etmek gerekiyor ama hep yazdığım gibi çoğumuzda o da yok. Ama hepimiz hafızız…

Bunun için öz eleştirimizi yapmalı, hatalarımızı kabul etmeli, iman etmiş olduğumuz aklımıza gelip kendimizi arındırmak için çaba sarf etmeliyiz. Hatta kendimiz ile cihad etmeliyiz.

İsimize gelmez hatalarımızı kabullenmek, görmek ama dediğim gibi başkası söylese kavga bile etmeye hazırızdır.

Onun için de kaçarız veya yapmayız. Bu kadar basit.

Bu kısmı basit ama olayın diğer kısmı sıkıntılı çünkü kendi hatasını görmeyen insan kendisini düzeltmesi gibi bir durum söz konusu değil. Çünkü hatası yok ki onun. Çevredeki insanlar sıkıntılı ve cahil. O ne yapsın…

Peki biz, yani iman ettik diyen insanlar bu şekilde mi olmalı?

Allah bize bunu mu emrediyor?

Yoksa siz de Rabbimizin dediği gibi iman ettik deyip de kötülük yapmaya devam eden kendini geliştirmekten aciz olanlardan mısınız?

İman etmissen teslim olacaksın. Müslüman kişi teslim olmuş, kendini geliştirmiş kişidir. Kişiliğin ile her şeyin ile teslim olacaksın. Çenen de, beynin de, kalbinde teslim olacak. Affedersiniz ama biri kalk gidelim derken diğeri otur demeyecek.

Rabbimiz bu kişilik tipi için Kur’an da bize öğrettiği bir isim var ama şimdi ben burada o ismi söylemeyim de ayıp olmasın. Ama Allah der ki;

Aynı zaman da düşünüyorum şu da aklıma geliyor, belki bu insan çabalıyor değişmeye çalışıyor, kendini geliştirmeye çabalıyor ama bazen olur kendini kaybeder. Sonra fark eder, tövbe eder ve dikkat etmeye çalışır. Bence bu insanları anlamak biraz daha kolay. En azından çabalıyor dersin. Çünkü bu da bir süreçtir. Bu da affedersin ama hemen boyacı küpüne daldır, çıkart tamam olmuyor. Bir süreç istiyor, çaba istiyor. Nefsinle mücadele etmen gerekiyor. Ama en azından çabalıyor, deniyor.

Ama hiç çabalamadan, kendini geliştirmeye uğraşmadan ( ki kendini geliştirmeden kasıt, Rabbimizin emrettiği gibi) sadece kuru kuruya İman ettim demek ile olmuyor. Kusura bakmayın.

Lütfen şapkanızı önünüze alın ve yeniden bir düşünün bence…

İman ediyor musunuz, etmiyor musunuz, Allah’ı kandırma ihtimaliniz olmadığına göre kendinizi mi kandırıyorsunuz?

Sana ne kardeşim sen kimsin diye bilirsiniz ki haklısınız beni ilgilendirmez ama Rabbim cehennem azabının çok şiddetli olacağını söylüyor, bende size bildiğim kadarı ile yardım etmeye çalışıyorum.

İman etmişseniz zaten sorun yok. İman etmiş olan kardeşlerim de lütfen çevresi ile paylaşsın ki ne kadar fazla kişiye ulaşırsak o kadar iyi belki 1 kişi olsun kendini kandırmaktan vazgeçer de iman eder.

İslam çok güzel bir din. Lütfen bunun güzelliğini herkese gösterebilenlerden olalım. Bunu ancak konuşmak ile değil hareketlerimiz ile gösterebiliriz.

Hareketler konuşmaktan daha çok mesaj verirler.

Peygamberimizi (sav) örnek aldığımızı söylüyoruz ama hareketlerimiz de O’na ait sadece kılık kıyafet var. Peki ya o güzel huyu, davranışları, insanlara yaklaşımı nerede kaldı. Biz örnek alacaksak O güzel insanın bu özelliklerini almamız lazım. Kıyafetini, kılını, sarığını değil.

Lütfen dinimizin güzelliklerini insanlara gösterelim. Bu bizim elimizde. Müslüman diyince imrenerek bakması lazım insanların, iğrenerek değil. İğrenerek bakanların suçu yok biz onlara öyle gösterdik o da öyle sandı. Bunu değiştirmek bizim elimizde. Onu da ancak hareketlerimizle biz gösterebiliriz.

Bu sadece insanların değil toplumlarında aynı sorunu var. Ama toplum insanlardan oluştuğu için bu insanda başlıyor. Yoksa etrafınıza baktığınızda Müslümanım diyen ülkelerin Müslümanlıkla yakından uzaktan alakaları yok.

Bunu göstermek içinde sağa, sola, ona, buna değil sadece kitabımıza bakarsak bize yeter.

Kitabımız da Rabbimiz bize bütün güzellikleri açık şekilde anlatıyor. Okuyalım, anlayalım, yaşayalım…

Yani YE, DUA ET, SEV’ den ziyade OKU, ANLA, HAYATINA AKTAR mantığını ile gidersek İman etmiş oluruz bence.

Allah’a emanet olun…

Allah yar ve yardımcınız olsun…

Başarı yalnız Allah’ın yardımı ile mümkündür.

Övgü yalnızca Alemlerin Rabbi olan ALLAH’a mahsustur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s