BU NE YAMAN BİR ÇELİŞKİ…

Çelişki

Düzenli bir şekilde yaratılan ve düzen içinde yürüyen bir evrende çelişki ile mücadele.

Hiç bir şey tesadüf degil ve hiç bir şey tesadüfen değil. Her şey için belirlenen bir kader var. Yani kader derken bir ölçü ve bir düzen var.

Peki Rabbimizin belirlediği kader içinde bu çelişki nereden kaynaklı?

Çelişki veya tutarsızlık.

Yine felsefe ve mantık konuları içinde geçen karmaşık, kafa karıştıran ama bir o kadar da hayatın içinde ve insanların zihninde olan ve hayata yansıttıkları bir kavram.

Rabbim her şeyi en güzel şekilde, insanı da en güzel kivam da yarattığına göre bunu ancak kendisinin irade verdiği insan yapabilir.

Niye yapar, nasıl yapar kısmı çok derin olduğu için ondan daha ziyade çelişkinin bir boyutu olan bilişsel çelişkiden konuşmak istiyorum.

Bilişsel çelişki de psikoloji biliminin içinde psikologların ilgilendiği bir alan olmakla beraber hepimizin yaşadığı bir durum.

Peki nedir bu bilişsel çelişki dersek ki demeliyiz?

Bilişsel çelişki, en basit anlatım ile düşünceler ile davranışlar arasındaki karşıtlık.

Hani deriz ya, ne yaptığın söylediğine uyuyor ne söylediğin yaptığına. İşte tam da bu durum. Söylediği başka yaptığı bambaşka.

Şimdi diyeceksiniz de iyi de sen niye çelişkiden bahsettin ki?

Güzel soru, Ankebut Suresini okurken aklıma geldi. Nasıl yani derseniz; Ankebut Suresinde Rabbimiz diyor ki:

Onlara, “Gökten yağmur indirip, ölümünden sonra onunla toprağı dirilten kimdir?” diye sorsan, kesinlikle “Allah” diyecekler. De ki: “Bütün övgüler Allah’a aittir. Fakat onların çoğu bunu akletmezler.”

Ankebut Suresi 29. Surenin 63. Ayeti

Yani müşriklere sorsanız diyor neyin ne olduğunu bildikleri için ona göre doğru cevap verirler ama davranışa gelince o şekilde davranmazlar diyor. Yani buradan geldi aklıma.

Bilişsel çelişki değil mi işte bu?

Biliyorlar neyin ne olduğunu ama doğruyu yine yapmıyorlar.

Kur’an’ı Kerim’in tarihsel olmadığının bir göstergesi olması adına şimdi soruyorum, Peki bu durum şu anda yok mu?

Fazlası ile var. Hem de o kadar çok ki…

Abdulaziz Bayırdır hocanın hep bahsettiği güzel bir örnek var: “konjektör uygun değil, diyorlar” diye. Tam da bu değil mi sizce de. Bana öyle geldi yanlışsam düzeltin lütfen.

Amacım bir şeylere isim bulmak değil, amacım bu bilişsel çelişki konusunda bizim durumumuz nedir onun tespiti?

Çünkü bizde devamlı bilişsel çelişki içinde yaşıyoruz.

Lütfen bir dikkat edelim kendimize. Ne konuşuyorsunuz ve ne yapıyorsunuz? Konuştuğunuz ile yaptığınız aynı mı?

Hatta Rabbim yine bir ayette diyor ki bize,

Ey bilginler, kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip, kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?

Bakara Suresi 2. Surenin 44. Ayeti

Yani bunu aklını kullanmamak ile değerlendiriyor Rabbimiz. Bu ayette de aynı bilişsel çelişki var. İyiliği yapın diyip kendisinin yapmaması. Ama Rabbimiz bunu aklınızı kullanmıyor musunuz diye uyarıyor bizi.

Eğer ki aklımızı kullanmazsak ne olacağını Rabbimiz şu şekilde bildiriyor bize:

Hem Allah’ın (akıl ve irade vermek sûretiyle gerçekleşen) izni olmasaydı, hiçbir insan imana eremezdi! Ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkûm eder!

Yunus Suresi 10. Surenin 100. Ayeti

Bizde kendimize dikkat edelim derim.

DÜŞÜNME ZAMANI:

Yani bizim bilişsel çelişkilerimiz neler?

Hangi konularda bunu yapıyoruz?

Yaptığımız konular ile ilgili ne yapmamız lazım?

Bilişsel Çelişki yaşadığımız o iki konu içinde her ikisinden de bir kazanımımız vardır. Hangi kazanım daha değerli ki diğerini boşa sayıyoruz?

Burada kazanıma iyi bakıp iyi değerlendirmek gerekiyor. Kazanım olacak konu, Rabbimizin razı olacağı bir kazanımsa sorun yok, ama değilse değişmesi gerekir.

Yani önceliğiniz nedir bilmiyorum ama, konjektör değil, Rabbimizin razılığı önemli hepimizin bildiği üzere… O zaman kazanımı ona göre düşünmek gerekir.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun…

Başarı Allah’ın yardımı ile mümkündür.

Övgü Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Fatma Narin dedi ki:

    Acaba biliçsel çelişki kuramı dini inanç noktasında, Hz. Peygamberin zamanında müşrik zihninde şöyle mi işliyordu? “Evet yaratıcım Allah’tır. Fakat sadece yaratandır.” deyip onun hayata müdahalesini reddediyordu zihninde. Ve tabi bu ister istemez eylemlerine yansıyordu. Sosyal hayatta menfaati neyi gerektirirse onu yapıyordu.
    Söylediğiniz gibi, eğer biz birilerine vaazlar verip kendi reddettiğimiz yanlışları dönüp kendimiz yapıyorsak samimiyetimizi sorgulamamız gerekir.
    Abdülaziz hocanın sözü de çok hoşuma gitti. Duymamışım veya unutmuş da olabilirim. Kaleminize sağlık Tolga bey. Çok güzel bir yazıydı.

    Liked by 1 kişi

    1. TOLGA BABAOĞLAN dedi ki:

      Yani aynen öyle diye düşünüyorum bende. Yani beyin mekanizmaları öyle işliyordu. Bugüne de baktığımızda farlı bir şey görmüyoruz aslında. Aynı düzen devam ediyor.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s