DİNİN METÂLAŞMASI

1.PEYGAMBERLER ÜCRET İSTEMEZ

Dinin kullanılması, araçlaşması iki şekilde oluyor. 

1.Dine ait olmayan bir inancın ,dine ait olduğunun sanılması.

2.Dine ait bir öğretinin, dine ait olmadığı görüntüsü verilmesi veya görmezlikten gelinmesi.

Bu iki durum da dinin bazı kişiler arasında kullanım aracına dönüşmesine neden oluyor.

Zamanla dine uyumlanmış hurafelerin, doğruluğunun araştırılmadan kullanılması,dine karşı cephe alan bir grubun da ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor.

Peygamberlerin aşırı yüceltilerek bir tür insan olma mevkiinden alınarak, melekleştirilmesi de ayrı bir durum.

Kur’a’nın tüm insanlığa inmiş olmasını görmezlikten gelerek, hoca konumundaki kişilerin bu öğretileri halka layık görmemesi ve dolayısıyla peygambere daha yakın bir rütbede görünmesi, halktan gördüğü itibarı da çeşitli vesilelerle kullanması dinin metalaşmasına yol açıyor. 

Oysa ki Peygamberimiz  Hz. Muhammed a.s. alemlere rahmet olmasının yanında hiçbir kibir üstünlük taslamadan vahyi hiç bir şekilde gizlemeden açıkça çevresindekilere ileterek doğru yola çağırmıştır. Kendisi de vahye muhatap olarak Rabbimizin emirlerine eksiksiz uymuş, bu mevkiden yarar sağlamamıştır. Dolayısıyla kimseye din satmamıştır. 

Ve onu hiç tanımayan kimse çevresindekilerden ayırd edip peygamber olduğunu anlayamazdı. Giyimi sade ve dahi tüm malını mülkünü İslam uğrunda harcamıştı. 

Rabbimizin bize doğru yolu göstermesi için gönderdiği tüm peygamberler,gönderildikleri toplumdan hiçbir çıkar gözetmeden doğruları anlatmaya olanca güçleriyle devam etmişlerdir.Kur’an’ı Kerim’de peygamberlerin bunu sözel olarak aktardığı ayetler de mevcuttur.

HZ.MUHAMMED

SEBE 42:

De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir.”

YASİN 20-21:

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.”

“Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.”

HZ.NUH

YUNUS 72:

Şunu da iyi bilin ki: Eğer yüz çevirirseniz, hatırlayın ki ben zaten sizden (davetime) bir ücret talep etmemiştim; benim ücretimi (takdir etmek) yalnızca Allah’a düşer; zira ben Allah’a kayıtsız şartsız teslim olmakla emrolundum.”

HZ HUD:

HUD 50-51:

Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik).  Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Siz yalan uyduranlardan başkası değilsiniz.

“Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”

HZ.LUT:

ŞUARA 161-164:

Hani kardeşleri Lût, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”

“Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

HZ.SALİH

ŞUARA 142-145:

Hani kardeşleri Salih, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

“Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”

“Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Ayetlerde de gördüğümüz gibi elçiler sadece vahyi ileten kimselerdir ve bundan herhangi bir fayda sağlamamışlardır. 

Peygamberimizin bu görevi yerine getirmek için nasıl çaba sarfettiğine dair diğer ayetlere de göz atarak durumu daha iyi değerlendirebiliriz.

Müzzemmil Sûresi, Hz.Muhammed aleyhisselam’a şöyle hitap eder :

1.SEN ey ağır yük yüklenen

Burada yüklenilen vahyin ağırlığı ve O’nu iletme sorumluluğudur.O ağır bir yüktür.Sonrasındaki ayetler peygamberimizin gecenin bir kısmında uyanık olmasını, Kuran’ı sindirerek okumasını ister çünkü sorumluluğu yüksek bir kelama muhatap olduğunu söyler. Geceleyin anlayarak oku vahyi ki; gündüz seni bekleyen pek çok görev var der. Elçilik  görevine hazırlıklı olmasını ister.Ve hayatını Rabbine ada, tüm varlığınla O’na yönel der. Bu öyle bir görev ki,hayatının tüm alanını vahiyle dolduracaktır peygamberimiz. Çünkü yük ağır. İslam peygamberimizin gece gündüz kendini vahye adamasıyla, çalışmasıyla gönüllerde yükseldi.Üstelik çalışmasıyla da iş bitmedi.Çok ağır sözlere muhatap oldu peygamberimiz. Onu yalanlayanlar, Muhammed cinlenmiş (bazı meallerde delirmiş-mecnun) , getirdiği sözler büyüdür (sihir-göz boyama) dediler. 

SEBE 43:

Ve âyetlerimiz onlara açık ve seçik olarak aktarıldığında dediler ki: “Bu sizi öteden beri atalarınızın taptıklarından uzaklaştırmaya çalışan birinden başkası değil.” Bir de şunu eklediler: “Bu (Kur’an) uydurulmuş düzme koşma bir (mesajdan) ibârettir.” Nihayet inkârda direnenler ayaklarına kadar gelen hakikat için, “Yok daha neler; bu basbayağı bir sihir yahu!” dediler.

ARAF 184:

Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

KALEM 1-2:

1, 2. Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki (Resûlüm), sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun değilsin.  

Rabbimiz peygamberimize hitaben Kalem 3 ila 7. ayetlerde ; Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır.Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.

5,6. Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir. der.

Rabbimiz peygamberimizin yalanlayanlara karşı da müzzemmil suresinde şöyle yapmasını ister;

10. Ve onların söyleyebilecekleri her şeye karşı sabırla diren ve güzellikle uzaklaş onlar(ın çirkin tavırların)dan;

11. ve Bana bırak refah içinde yüzdükleri halde yalanlayanları; onlara az bir süre daha tanı!

12. (Onların hakkından geliriz), çünkü yanımızda prangalar ve gözleri fal taşı gibi açan bir ateş var;

Peygamberimiz elçi olmakla kendisine  herhangi bir yarar sağlamamıştır. 

Yüce Rabbimiz peygamberimizi gönderme sebebini şöyle açıkladı.

FURKAN 56:

Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

57:De ki: Buna karşılık, sizden, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanız) dışında herhangi bir ücret istemiyorum.

YUSUF 104:

Hâlbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür.

Vahye iman eden kişi şeref sahibi olmuştur,ücrete gerek duymaz.Bunların vereceği şerefe tamah etmez.Bunu en iyi bilen kişi peygamberimizdir. Zaten vahye muhatap olarak şereflenen kişi için ücretin bir önemi var mıdır?

SEBE 47:

De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir.”

Peygamberimizi bu görev öylesine yormuştur ki, çevresindekiler müslüman olmadıkları için daha ne yapabilirim düşüncesi onun normal hayatını sürdürmesini etkilemiş olacak ki,Rabbimiz şu ayetlerle elçisini uyarmıştır.

ŞUARA 3 :

Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye âdeta kendini helâk edeceksin!

O merhametli , şefkatli peygamber böylece uyarılmıştır. Böyle bir görev mal karşılığı yapılabilir mi? Hangimiz o kadar tahkir,iftira,zulme dayanabilirdi? Doğduğu memleketini terk etmek zorunda kalacak kadar dayanılmaz acılar yaşamış. Bu asla ücret karşılığı yapılamaz.Kuran’da bahsedilen diğer elçilerde yalanlanmış ve birtakım zorluklar ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.

Bugün bu yüce dinin az bir menfaat karşılığı olarak kullanılması ne acı bir durumdur. Elde edilecek makam, mevki para için Allah’ın sözünün kutsallığından yararlanılması, insanların dini inancının istismar konusu edilerek kazanç sağlanması İslam inancının sadece bir araç olmasına sebeb oluyor. Üstelik Kura’nın reddettiği asılsız hurafeler, mesnetsiz inançlar üzerinden olmaktadır. Dinin metalaşması tam olarak böyle gerçekleşiyor.

Birileri bizlere bir menfaat karşılığında din satıyor ise şeytandan kaçar gibi kaçmalıyız. Çünkü orada şeytani işler dönüyordur. Allah’ın ilahlık vasfı da böylece reddedilmiş oluyor. Zira her şeyin sahibinin Allah olduğu, Alîm olarak eşsiz benzersiz ilim sahibi olduğu, Şehid olarak her şeye şahid olduğu göz ardı ediliyordur. Bunların önüne geçmek için yapılacak en güzel şey vahyi taakkul (aklederek) ederek okumak olacaktır. 

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye lâyıktır. Hac78

                                                                                                                   Deneme

Yazının devamı dinde metâlaşma: Büyü, medyumluk, fal, konusuyla devam edecektir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s