DİNİN METÂLAŞMASI BÜYÜ-1

İnsanoğlu öteden beri büyü inancını cinlerin varlığı ile temellendirmiş ve büyü geleneğini bugünlere taşıyagelmiştir. Büyü inancının herhangi bir sağlam temeli olmasa da insanların içinde bulunduğu sıkıntılı durumlar, anlam veremediği olaylar, hastalıklar için  kendilerine büyü yapıldığı düşüncesini akla getirmiştir. 

Büyü inancının Paleolitik (Kabataş) devirden itibaren uygulandığı düşünüldüğünde bilimsel araştırmaların yapılmadığı, insanların doğa olaylarından etkilendiği ve bunlara olağanüstü güç izafe ettiğinde gizemli efsunlara ihtiyaç duyduklarını varsayabiliriz. Paganist (putperest) inançlarda doğaya,cinlere ve yaratılmış herhangi bir varlığa güç izafe edildiğinde bunlardan korunmak için yine doğada bulunan bitkisel,hayvansal ürünlere başvurulmuş. Büyüsel malzemelerin temeli de bu şekilde oluşmaya başlamış olabilir. 

Eski Türklerde büyüsel malzemeler ile ilgili okuduğum makaleden gördüğüm ve anladığım şudur:

Bizim bugünde bazı hastalıkların etkisini azaltmak, çabuk atlatmak için  kullandığımız bitkileri, otacılık kültürüyle öğrendikleri  malzemeleri büyüsel malzeme olarak kullanmışlardır. Bitkilerin içindeki etken maddeler sayesinde , bazı hastalıklarda kullanıp fayda görmüş ve de büyü ile bağdaştırmışlar. Örneklere bakacak olursak ;

  1. Anne sütünü artırmak için : Rezene kökünü kaynatıp devamlı şerbetini içmek hem idrar söktürür hem de anne sütünü çoğaltır.

Bugün de rezenenin anne sütünü arttırdığı bilinen bir bilgidir. 

Bitkilerde yararlanılarak büyüsel etkisi olduğu zannedilen malzemelerin yanında hayvansal malzemeler de kullanılmıştır. 

  1. Arslan derisi üzerine oturan kişinin basur olmayacağı var ise kurtulacağını ve dişinin ağrımayacağı yazar. 

Bu türden malzemelerin kullanılması hayvanın heybetinin insan zihninde uyandırdığı tasavvur ile ilgili olabilir. Aslan büyüklüğü ve kuvveti ile insanlarda korku uyandırır ve saygınlık ifade eder. Bu türden hayvanlardan elde edilen malzemeler belki de türlü hastalıklara şifa olduğu düşünülmüş olabilir. Büyüsel malzemeler arasında dikkat çeken nokta insanlar için gücü, kuvveti ya da zehiri ile insanlara etki eden hayvanların genellikle cinsel iktidar, halkın içinde saygınlık kazanmak için kullanıldığı görülüyor. 

  1. Timsah bir canavardır üst çenesini kımıldatır. Nil ırmağında yaşar, sağ gözünü taşıyanın katiyen sağ gözü ağrımaz. Sol gözünü taşıyanın katiyen sol gözü ağrımaz. 
  1. İktidarsızlık sorunu yaşayan biri arslan yağını kullanması ve ödünü yemesinin iyi geldiği yazılmıştır. 
  1. Her kim kurdun dişini bacağına bağlasa düşman gözünde heybetli görünür. 

Bu madde de saygınlık kazanmak ile alakalıdır.

Bu gibi yöntemlerin o zamanın şartlarında gelişmiş olduğunu söyleyebiliriz. Bu gibi inanışların bilimsel ve dini anlamda gerçekliği olması mümkün gözükmüyor. 

 Günümüze kadar gelen büyü ise yöntemlerini, sağlık sisteminin gelişmesi ve kuruluşların çoğalmasıyla  daha ahlak dışı olan işlere bırakmıştır. Zira büyü yapan kişilerin uğraştığı alanlara baktığımızda karı-koca arasındaki ilişkiler, ailevi ya da akraba ilişkilerini bozmak için yada bozulanı düzeltmek, kaybolan eşyaları bulmak gibi daha gizemli görünen işlere evrilmiştir. İşin burasında hak ile batılın çatışma halimden söz edebiliriz. Bütün hak dinlerde büyü-sihir gibi okült inançların reddedilmesine rağmen, tevhid inancını kabul eden insanların eski geleneklerini dinin içerisine taşımasıyla bu gelenek bukalemun misali renk değiştirip dine uyumlanmıştır. 

Tüm toplumlarda tevhid ile büyü tartının iki kefesi gibi biri zayıfladığında diğeri üste çıkarak devam etmiştir. Bunlardan ikisinin terazi kefesi gibi dengede kalması mümkün olmasa da dinin büyü malzemesi olarak kullanılmasıyla din metalaştırılmaktadır. 

***

Eski Çin’de büyü Taoizm ile özdeşleşmiştir. Konfüçyüsçülük büyüye karşı çıkınca bu işi Taoist ve Budist rahipler üstlenmiştir. 

 Eski Japon’larda Şinto dininde büyü pek görülmediyse bile şimdiki Şinto mezhepleri hastalıkların tedavisinde büyü, kehanet ve cinciliğe önem verir. 

Eski Yunan’da  ‘Hekata’ büyü ilahesidir. Mısırlılar ve Kalde’lilerden etkilenen Roma büyücülerin merkezi haline gelmiştir. 

Eski İran’da ise din ile büyü başka yerde görülmemiş tarzda birbiri içine girmiştir. Zerdüştlüğün kitabı Avesta’nın bölümü Gathalar büyü ve batıl inançlarla mücadele etmiştir. Zamanla Zerdüştlük halkın sürdürdüğü büyü elemanlarıyla iç içe girmiş ve Mecûsilik ortaya çıkmıştı. 

Türklerde de büyü, kehanet, falcılık vardı. Şaman, ruhlar ve cinler ile ilişki kurabildiğine inanılan kimseydi. Büyü yapar, efsunlu sözler söyler, kahinlik yapar (insanın içinden geçenleri bilir), cin çarpması gibi hastalıkları tedavi ederdi. Eski Türklerde  uçuk kötü ruhlardan bilinir özel bir törenle efsunlanarak tedavi edildiğine inanılırdı. İslamdan önce her türlü bela ve afetlere karşı koruyucu etkisine inanılan muska – tılsım adeti yaygındı. 

Türkler İslam’a girdikten sonra eski inançlarını dinin içine taşımış, büyüsel tekniklerle İslam’ın kitabı Kur’a’nı Kerimi de kullanıma sokarak İslam’a uyumlanmıştır. Kimi zaman ayetler yazılarak muska şeklinde taşınmış kimi zaman yazılıp suyu içilmiştir. 19. Yüzyıla ait bir el yazma kitabından örneklerin sunulduğu makaleyi incelediğimde gördüğüm bazı örneklerde, hastalık ile ilişkilendirilen ya da yakın görülen ayetleri kullanılmışlar. Bazılarında hastalık ile hiç anlam ilişkisi olmayan ayetler yazılmış. Bazılarında cümle dahi kullanılmadan sadece harflerin gelişi güzel veya aralıklı tekrar ile muska olarak yazıldığı örnekleri kullanılmış. 

Günümüzde insanlar halen büyücüler, cinciler, bakımcılar daha itibarlı ismiyle kimi hocalara başvurmaktadır. Dinimizde büyü yaptırmanın yasak olduğunu bilen insanlar, büyü bozdurmaya gitmekten çekinmezler. Büyü inancının toptan reddedildiğinin tam anlaşılmaması ve bu yöntemlerin psikolojik bir tesir sebebiyle olduğunu anlamamaktan dolayı bu tuzağa düşülmektedir. 

Büyücüye gidildiğinde geçmiş veya gelecekten haber verilmesi insanları inanma yoluna bir adım daha yaklaştırır! Onların savurdukları sadece uydurma ve yalan altyapılı laflardır.  Oysa gaybı yalnız Allah bilir. Buna inanmalarına rağmen insanların gidip yine de kendilerine büyü yapılmış mı diye sormaları ilginçtir… 

Neml 65:

De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir….

İnsan beyni düşüncelerden, karşı söylemlerden fazlaca etkilenir. Zaten belli bir hazırbulunuşluk ile büyücü – cincilerin vs. karşısına gelen insan “Sana büyü yapılmış”  veya  “Seni çekemeyenler var” sözünün kendisine söylenmesini bekler. Büyücü de aksini yapacak değil. Ekmek kapısı edinilen bu işe uygun sözler söyler. Orada söylenilen bütün sözlere inanarak çıkılır o kapıdan. 

Şunu söylemek gerekir ki; İnsanoğlu bu dünyaya boşuna gelmemiştir. Mutlaka bir dizi imtihandan geçecektir. Ya çevresinden kötü söz davranış duyacak yahut başka başka olaylar ile imtihan olacaktır. Herkes hayatında birbirine benzer olaylar yaşar. 

Kolay olanı seçmek ile Alîm olan Allah’ın herşeyi bildiğini sabır ile bizleri sınadığını gözardı etmiş oluruz. Ve bize söylenen sözler ile hayatı kendimize zindan edebiliriz. Bu işten tek kârlı çıkan taraf din ve cinler, büyüler ile kandıranlardır. Fakat sadece bu dünyada onlar kârlı çıkarak ceplerini doldururlar. Onlar ceplerine âhiret ateşi dolduranlardır. 

***

James Allen  ‘Düşüncenin Gücü’ kitabında düşünce ile ilgili şöyle söyler:

“Beden zihnin hizmetçisidir. İster bilerek seçilmiş olsun, ister otomatik ifade edilsin, zihnin düşüncelerine aynen uyar. Kötü düşüncelerin barındırılması üzerine beden hızla hastalığa ve güçten düşmeye başlar. Hoş ve güzel düşüncelerin halinde gençlik ve güzellikle bezenir. Hastalık ve sağlığında kökeni koşullar gibi düşüncede yatar. Hastalıklı düşünceler kendini hastalıklı bir beden ile ifade eder. Korku düşüncelerinin insanı bir mermi kadar hızlı öldürdüğü bilinmektedir.”

Aslında bu sözler her şeyi özetliyor. Hayatınızda ne kadar güç durumlar var ise zihninizden geçen düşüncelerinizin davranışlarınızı yönetmeye başlamasıyla olur. Eğer size büyü yapıldığını düşünürseniz veya birileri sizin sıkıntı içinde olmanızın size büyü yapılmasıyla alakalı olduğunu söylemişse, buna zihnen inanıp büyüttüğünüzde psikolojik olarak endişe, korku,üzüntü hissetmeniz olasıdır. Sonunda da soluğu büyücüde, cincide vb. alırsınız. 

Bazı söylemlere inanmadığınızı söyleyip, açık kapı bırakır da acaba olabilir mi derseniz, artık düşünceleriniz aklınızı kurcalamaya ve sizi yönetmeye başlar. 

Birilerinin sizinle uğraştığını düşünebilirsiniz, gerçekten büyüsel malzemeleri muska-hayvan yağı vb. çevrenizde bulabilirsiniz. Bu malzemenin sizi tesir gücü olmadığını düşündüğünüzde kurtulursunuz. Çünkü sizi etkileyen tek şey o malzemenin zihninizde oluşturduğu psikolojik baskı, endişe ve hüzündür. 

Yine James Allen’ın dediği gibi;  Hastalık korkusuyla yaşayanlar hastalığa yakalanırlar. Endişe hızla moralini çökertir. Ve onu hastalığa karşı savunmasız hale getirir.

KAYNAKÇA 

-DİA SİHİR 170-172

-DİA BÜYÜ 501-506

-İSAM MAKALELER – EBRU SİLAHŞÖR ÖZTÜRK- 15.YY’DA YAZILMIŞ A’CEBÜ-L UCCAB ADLI ESERDE MADEN, BİTKİ, HAYVANLARIN DİNSEL- BÜYÜSEL Ve TIBBİ İŞLEVLERİ

-İSAM MAKALELER – H. SAİM PARLADIR-19.YY’A AİT EL YAZMA BİR DUA KİTABI     BAĞLAMINDA BÜYÜ – DİN İLİŞKİSİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s