DİNİN METÂLAŞMASI BÜYÜ-2

2.BÜYÜ 2

Peki büyüye inanmayacak isek, peygamberimize de büyü yapılmamış mıydı? Bu olayı nasıl anlamalıyız? 

Medine döneminde peygamberimize Medineli bir yahudinin büyü yaptığına dair bir rivayet vardır. Bu rivayet hadis alimleri tarafından haber-i vahid (bir veya birkaç kişi tarafından aktarılan rivayet) olarak kabul edilmiştir mütevatir değildir. Hadis  alimlerinin bir kısmı bu rivayeti kabul ederken bir kısmı da doğruluğunu kabul etmezler. Vahyin güvenilirliğini sarsmak için böyle bir rivayet söylenmiş olabilir. Felak ve Nas sûrelerinin bu olaydan sonra indiği doğru değildir. Felak ve Nas sureleri Mekke döneminde inmiştir. Arapların adeti olan düğümlere üfleyerek büyü ile uğraşmasına atıf olarak bu işlerin kalblere verdiği endişeden Rabbe sığınma duasıdır Felak ve Nas sureleri. Zaten Nas sûresinin tefsirini okuyarak bunu görebiliriz. 

Medineli Yahudiler Hz. Süleyman’ın Kur’a’nı Kerim’de peygamber olarak aktarılmasından rahatsız olmuş onun kendi kitaplarında sihirbaz olarak geçtiğini söylemişler. Hz. Süleymanın hükümdarlığını sihir sayesinde elde ettiğini onun rüzgara binen bir sihirbaz olduğunu söylemişlerdi. Her nasılsa bunu kendi kitaplarına da yazarak geçirmişler. (Krallar I, 11:5-9)

Kuran’ı Kerim bu söylemlere cevaben Bakara 102.ayette:

BAKARA 102:

ve onlar tutup Süleyman’ın yönetimine karşı (o dönemin) şeytanlarının düzüp koştuğu (komploları) izlediler. Oysa Süleyman küfre sapıp nankörlük yapmadı, aksine o(na komplo kuran) şeytanlar küfre sapıp nankörlük yaptılar: insanlara sihri öğrettiler.

Ayette buraya kadar Hz. Süleyman’ın böyle bir iş yapmadığı aksine bu türden iddiaların şeytanlaşmış insanlar tarafından uydurulduğunu söyler. Yasak olmasına rağmen şeytanlaşmış insanlar sihiri öğrenmişler. Ayetin devamı Yahudilerin iddialarıyla devam eder. 

 Yine (Medine Yahudileri) Babilli iki güç sahibine; Harut ve Marut’a verileni izlediklerini (iddia ettiler). Oysa o ikisi “Baksanıza biz (Babil esaretine dair) bir sınav aracıyız, sakın küfre sapma(yın)!” demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı. Fakat (Babil’deki düzenbazlar) bu ikiliden kişi ile eşinin arasını açacak şeyler öğreniyorlardı.

Ayette buraya kadar anlatılanlar Medineli Yahudilerin iddialarıdır. Ayetin devamında Rabbimiz bu uğraşların Rabbimiz izni olmadan kimseye zarar veremeyeceğini söyler. 

 Ne var ki o (Babilli düzenbazlar), Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezlerdi; aslında onlar kendilerine fayda değil zarar verecek şeyler öğreniyorlardı. Doğrusu onlar, bu türden bir alışverişe giren kimsenin âhirette eli boş kalacağını çok iyi biliyorlar. Kişiliklerini sattıkları şey ne fenadır; keşke bunu olsun bilebilselerdi.

Kuran’da  S-H-R- kökünden türeyen kelimeler 63 yerde geçer. “Göz boyamak” “büyülenmek” manalarında kullanılır. 

Furkan 8:

… Bir de kalkıp o zalimler, “Eğer (ona) uymuş olsaydınız, sihirlenmiş bir adamdan başkasına uymamış olacaktınız” dediler.

Yunus 2:

İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?

Hicr 6:
Dediler ki “Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilen kişi! Sen tamamen cinlerin etkisindesin
.

Mü’minun 70:
Ya yoksa, onu cinnet geçirmekle mi suçluyorlar? Yoo, aksine o onlara gerçeği getirdi; ama onların çoğu katıksız gerçeği sevmiyor.

Peygamberimizin büyücü olduğunu cinlerden esinlendiğini söyleyen Arap müşrikleri, Kur’an’a iman edenlere ve peygamberimize olan öfkelerinden gerçeği kabul etmeyip, zihinlerinde yatan sihir tasavvurunu peygamberimize mâl etmeye çalışmış olabilirler. Çünkü onların tasavvuruna göre insanların vahyi kabul etmesi ona uyması onlara göre sihir-büyü ile olabilir. Tasavvurlarının bozukluğu onların iman etmesini engellenmiştir. Nitekim Kuran’da Sihir kavramının geçmiş olması ona güç atf edilmesinden değil gelen iftiralara cevap vermesinden dolayıdır. Dolayısıyla Kur’an’dan büyü inancının gerçekliğiyle ilgili bir inanç çıkartmak mümkün değildir. 

Not: Günümüzde sihir, sihirbazlık- illüzyon anlamında kullanılır. Kastım eğlence için kullanılan insanların göz yanılması olduğunu bildiği meslek ile alakalı değildir. 

KAYNAKÇA

-MUSTAFA İSLAMOĞLU -HAYAT KİTABI KURAN-GEREKÇELİ MEAL-TEFSİR BAKARA 102.AYET VE DİPNOT

-MEHMET OKUYAN – KURAN SÖZLÜĞÜ 417-419

-DİYANET (YENİ) MEALİ

-SÜLEYMANİYE VAKFI MEALİ

-TUNCER NAMLI -DİNİ CEVAPLAR-BAKARA 102.AYET BÜYÜ

One Comment Kendi yorumunu ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s