Büyükler çok garip hallerde olabiliyorlar

İnsan kalabalıklar arasında da olsa, çöl ortasında da olsa bazen aynı yalnızlık içinde olabilir. Anlaşılmadığın her yer gurbetindir aslında.

Anlaşmak, aynı dili konuşabilmek,aynı yöne,önyargısız bozulmamış bakışla bakabilmek ve baktığında gördüğünün ötesinde bir şeylerin olduğunu idrak edebiliyorsan  işte o zaman anlaşıldığını hisseder ve bağ kurarsın muhatabınla. Bağ kurmak, tanımak demektir ,zaman ayırmak,emek vermek, değer vermek,kendini ona karşı sorumlu hissetmektir. Fakat her bağ kurduğunda ,acı versede bir gün ayrılacağının da farkında olmaktır.

´insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık,aldıklarını hazır alıyorlar dükkanlardan ama dost satan dükkanlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar´

Kelebekler ile dostluk yapmak için bir kaç tırtıla katlanabilir olmalıyız halbuki ya da kalabalıklar  içinde tek ve özel olan gülümüzü dikenleriyle kabul etmeliyiz.Dükkanlarda sevgi,merhamet de satılmıyor.

Koskoca evrende küçücük  kapladığımız alanımızda sanki küçük dağları biz yaratmışız edasında olmakla etrafımızdan fazla beklentilerle karşımızdakini yormak,yüklenemeyeceği yükler altında ezmek,hem kendi haddimizi aşmak hem de muhatabımızla aramızdaki ilişkilerin haddini aşmaktır. Bu, kalplerimizi birbirinden uzaklaştırmak aramıza mesafeler koymaktır esasen, istesekde istemesekde bu böyledir.

İyi huyların  tohumları olduğu gibi kötü huyların da tohumları vardır. Onları fark edip her gün bir temizlik yapmak gerekir,arındırmak,törpülemek gerekir yoksa kök salar; iç dünyanı,duygu dünyanı,sosyal hayatını delik deşik eder kökleri, sarıp sarmalar da kendini kendi  hapishanende mahkum edersin.Nefes alamıyor hale gelirsin.Negatif duygu,düşünce,davranış ve karaktere dikkat!

İnsanlar türlü türlüdür, her insan  kendi içinde de türlü türlü hallerdedir,kimi zaman egomuzu fazla şişirip her şeye hükmedecek kuvvette olduğumuzu,her şeyi herkesi kontrol edebileceğimizi ZANN’ederiz, kendinden başkasına yer yoktur kendi dünyasında ´kendini yargılamak,başkalarını yargılamaktan daha zordur´

Kişinin kendi insan ülkesine  söz geçirebilmesi bir ülkeyi yönetmekten daha zordur.´Hiç kuşkusuz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe ,Allah´da o toplumun gidişatını değiştirmez´(RAD 11)işe kendinden başlamalı.

Herşeyin EN´lerine sahip olmak,göz önünde olmak,sosyal medyada beğeni toplamak,alkışlanmak,hayran kitlesi oluşturmak, vitrine oynamak, reel hayatın neresinde olabilir?El neler der hallerinden uzaklaşıp, öze, sadeliğe, minimalist bir hayata dönmek için nelerden vazgeçmek gerekir? Değer ölçümüz  ,insanların bize verdikleri değer mi olmalı? Yoksa  yaradanın kul olarak yaratmaya, emek vermeye değer bulduğu bilinciyle mi değerinin farkında olmalıyız?

Peki ya unuttuklarımız, ertelediklerimiz, ihmal ettiklerimiz, bir türlü gerçekleştiremediklerimiz, bahanelerle oluşturduğumuz bir kısır döngü içinde kayboluşlarımız,uyuşmuş hallerimiz!

Çoğaltma  tutkusunun(Tekasür 1) bizi ciddi şekilde oyalayıp durduğu zamanımızda hangisi bizim için önem arz ediyor? Bize ve başkasına fayda vermeyen biriktirdiklerimiz,eşyayla olan ilişkilerimiz ne ölçüde?

Göz açıp kapayana kadar çabuk geçen zamanımızın, ezan ile sela arası hayatımızdaki meşguliyet ve takıntılarımızın önem derecesine bir nefes durup bakmalı. Ömrümüzün hangi yerinde hangi uğraşlardayız?Meşguliyetlerimize bakıp malayani işlerden yüz çevirmenin farkına varmalıyız(Müminun 3)

Bilmeye,keşfetmeye nerden,kimden başlamalı?İlmin kendini bilmek,keşfin kendi iyi ve kötü tohumlarını,kendinde açığa çıkarman gereken potansiyelini keşfetmek kaşifliğinde olmaktır esas bilgelik.

Yine seçim bizim elimizde aslında çöl gibi kurak,hayat belirtisinin minimum olduğu gelişimin olmadığı bir hayat içinde köksüz olarak oradan oraya rüzgarda savrulmak mı? Yoksa her arayışda bir kuyunun bulunduğu kuyuları, umut,fırsat,rızık olarak görerek,suyun hayat olduğu gittiği yeri yeşerten, güzelleştiren, ses getiren ayağa kaldıran bir hayat mı?

Arayışlarımız bizi bakar körlükten, yüreği ile bakan, yüreği ile gören hale getirmeli.

´insan ancak yüreğiyle baktığında doğruyu görebilir, gerçeğin mayası gözle görülmez´

 Her birimizin gökyüzünde parlayan yıldızlar gibi, gül bahçesindeki güller gibi aynıymış gibi gözüksekte özünde farklılıkları olan her birimizin ayrı ayrı keşfedilmeyi bekleyen, okunması gereken özel ve değerli olduğumuzun bilincinde olmak, her birimiz tek ve özel yapmaz mı?

Bakışlarımız bizi hakikate,ötelere taşısın…..

Antoıne De Saınt-Exupery’in Küçük Prens kitabından esinlenerek yazılmıştır.Rabbim iyilerin sayısını artırsın.Ardımızda salih ameller bırakmamızı bizlere kolaylaştırsın.

Photo by Pixabay on Pexels.com

3 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Fatma Narin dedi ki:

    Allah razı olsun. Kaleminize sağlık.

    Liked by 2 people

    1. Yasemin Dilmen dedi ki:

      Amin Fatma hanim tesekkürler

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s